Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Tarih - Edeb yâ hû / İlhami YALINKILIÇ - Yeni Kalemler
   
 Edeb yâ hû / İlhami YALINKILIÇ

 Yazı Boyutu

 Tarih : 04.04.2009 - 21:17:42


Osmanlıca bilenlerimiz, birtakım eski hat levhalarına bakarak; atalarımızın hangi düsturlar çerçevesinde bir hayat felsefesine sahip olduklarını az çok kestirebilirler. ...

 

Sevgi medeniyetinden esintiler…

 E d e b  y â  h û !

Osmanlıca bilenlerimiz, birtakım eski hat levhalarına bakarak; atalarımızın hangi düsturlar çerçevesinde bir hayat felsefesine sahip olduklarını az çok kestirebilirler. Eskiden evlerin, resmî dairelerin, ibadethanelerin ve insan ayağı basan pek çok mekânın duvarları, bu tür levhalardan en az birkaç tanesiyle tezyin edilmiş olur ve en dikkatsiz nazarları bile kendine celbedecek süslere, tezhiplere, bezemelere, işlemelere sahip bulunurlar imiş. Bunlardan birisi de “Edeb yâ hû!” ibaresidir.

En fazla ta’lik yahut celi sülüs hat ile yazılan bu ibare, aslen tarikat adabına mugayir bir hareketi sadır olan dervişe hitaben, mürşid ağzından dökülür. Ancak zamanla yalnızca tasavvuf çevreleriyle sınırlı kalmayıp bütün bir Türk-İslâm kültürünü kaplayacak şekilde şöhret bulmuş, yaygınlaşmıştır. Bu bakımdan tasavvufî mekânların haricinde dahi “Edeb yâ hû”lara rastlamak mümkündür. “Edeb yâ hû!” hatlarının üstad hattatlar elinde çeşitli istiflere bürünen şekillerinden en yaygın olanı, bir Mevlevî sikkesini sembolize eden şeklidir ve genellikle de sikkenin çevresinde şu beyit yer alır:

Ehl-i irfân arasında aradım kıldım taleb
Her hüner makbûl imiş illâ edeb illâ edeb

Bilgeler meclisinde kendine uygun bir hüner arayan kişinin, her hünerden daha çok edebi makbul sayması, sufilerin toplum vicdanına ne derecelerde tesir ettiğinin de delilidir. İslâm elbette bir edeb dinidir, ancak tasavvufta edebin apayrı bir yeri vardır. Tarikat adabının her kademesinde edeb ön plandadır. Sufi, canlı olsun, cansız olsun –ki onlara göre her yaratılmışın canı olduğu farz edilir- her şeye ve herkese karşı edebini korumak zorundadır. Kapının çarpılmadan yavaşça örtülmesi bir edebdir. “Kapıyı kapat” denilemez ( Allah kimsenin kapısını kapatmasın); belki kapıyı ört yahut sırla denilebilir. “Lambayı (mumu, ışığı) söndür.” denilemez (Allah kimsenin ışığını söndürmesin); lambayı dinlendir denilir. Keza lamba yakılmaz, ancak uyandırılabilir. Birisi konuşurken sözünü kesmek, gizli konuşmak, mecliste fısıltı ile lakırdı etmek, işaret ve işmar etmek vs. hep edebe aykırı davranışlardır. Gezerken yere, ayağın sesi duyulmayacak derecede yumuşak basılmalıdır. Kapıdan çıkılırken arkasını dönmek edepsizliktir. Kapı eşiğindeki ayakkabılar dışarıya değil (zira bunun mânâsı “git, bir daha gelme” demektir), içeriye doğru çevrilir. Uyuyan birini uyandırmak için sarsmak yahut adını ünlemek abestir. Bunun yerine yastığına parmak uçlarıyla vurulup hafif sesle “Agâh ol erenler!” denilir. Uyanan kişinin de yataktan kalkarken yastığını öpüp yorganıyla görüşmesi (görüşmek, tasavvuf tabiratındandır ve öpmek yahut öpermiş gibi dudağa değdirmek, mânâlarına gelir) bir edeb kaidesidir. Bir şey alınıp verilirken keza aynı kaide geçerlidir. 

Yemek yiyenin ağız şapırdatması, ağızda lokma varken konuşması, kahveyi, çayı höpürdeterek içmesi, fincanı yahut bardağı ses çıkartarak tabağa koyması yahut da sofrada kaşık ve çataldan ses çıkartması edeb harici hareketlerdendir.

Misafir, varılan hanenin sahibine mülaki olunca yere diz çökülür. Bu sırada hane sahibi, “Aşk olsun!” der. Misafirin cevabı, secde eder gibi –ki bu bir şükür alametidir- biraz eğilerek, “Eyvallah!” olmalıdır.

Bütün bunlara günlük hayatın adab u muaşeret kaideleri arasına girmiş yüzlerce düsturu ilave edebilirsiniz. Yemeğin sağ el ile yenilmesi bir sünnet iken; modern dünyanın çatalı sol eline, bıçağı sağ eline aldıran ve tabaktaki yemeğin hepsini bitirmeyi bir nezaketsizlik sayan görgü kuralları, asla bu terbiyenin yerini tutamaz. Zira birinde İslâm ahlakı, diğerinde ise o ahlakı ifsad etme gayret vardır. Babasından “moruk” diye bahseden densizlere bunları anlatmak hayli zor ise de İslâm toplumunun edebi, her halin bir murakabe altında gerçekleştiği şuuruna dayanır. Karanlık gecede kara çul üzerindeki kara karıncanın hareketini gören ve ayak sesini duyan Rabb-i Zülcelal’in eşref-i mahlûkat olan insanın her bir hareketini gördüğü, duyduğu farz edilirse, bu derece edebin asıl nirengi noktası anlaşılıverir. Ancak edeb, her babayiğidin de harcı olmasa gerektir. Bir hadis-i şerifte “Ahir zamanda iyi hal ve güzel huy çok amelden efdaldir.” buyrulmuştur. Bunun bir mânâsı da edeb olsa gerektir.

Sun’ullah Gaybî bir beytinde:

Edebdir tac-ı Rabbânî, komazlar her başa anı
Olagör Gaybî ruhanî, edeb gözle, edeb gözle

der. El-hak edeb bir tac-ı Rabbani’dir ki, giyebilene aşk olsun! 

“Edebi edepsizden öğren” atalar sözü, ibret alma hasletinin telkininden ibarettir. “Eline, beline, diline” düsturu ise hakikat yolcusunun kendine ait bir şeyi almaması, uygunsuz kelam söylememesi ve kimsenin namusuna halel getirmemesi demektir. Zaten edeb kelimesi de e(eline), de(diline), b(beline) harflerinden müteşekkildir ve tam mânâsıyla insanın uyması gereken düsturların remzidir. Erenlerin “elin tek, dilin pek, belin berk tut!” demesi de bunun dervişçesidir.

Tasavvuf ehli edebi, “Mafevkını çok görmemek; ma’dununu tahkir etmemek, (üstte bulunanı fazla görmemek, altta bulunanı aşağı görmemek) herkesi haliyle hoş görüp Halık’ın hatırı için mahlûka merhamet edip sevmektir.” şeklinde tanımlarlar. Ebü’l- Kasım-ı Kuşeyrî, “Bir kimsede hayır ve müstahsenatın(güzelliklerin), güzel huy ve mekarim-i ahlakın(ahlak cömertliğinin) kemal ile tecellisidir.”  buyurur. Bu tanımlardan anlıyoruz ki, edeb insan için mutlak bir fazilet kaynağıdır ve belki insanlık onunla kaimdir. Zira Kur’an, baştanbaşa edebdir. Peygamberimizin sireti(tabiatı, karakteri) ve sünneti serapa(baştanbaşa) edebdir. İslâm bir edeb dinidir ve edebi eksik olanın dini de eksik sayılır. Ezcümle edeb, aklın dıştan görünüşüdür.

Burada söz konusu ettiğimiz tasavvufî edebin dışında hayatın her kademesi bir edebe vabestedir(ona bağlı olarak şekillenir). Yeme-içmeden giyim-kuşama, halden kale(söze), hükümet etmeden siyasete, nefes almadan ölüme, her şeyin bir edebi vardır. İnsanı mahbûbü’l-kulûb(kalplerin sevgilisi) eden de edebdir. Sünbülzade Vehbi bir beytinde,

Setreder aybını insanın hep
Ne güzel câme imiş sevb-i edeb (Ne güzel elbise imiş edep elbisesi)

diyerek edebin seçkin bir elbise olduğunu anlatır. Hani demişler ya; “Edeb bir tâc imiş nûr-ı Huda’dan.

XIX. asır Bektaşi şairlerinden Mir’atî bir nefesinde,

Mir’atî sözlerin canlı muammâ
Ârif olanlara olur hüveydâ( açık, görünür)
Elsiziz belsiziz dilsiziz amma        
Gezeriz âlemde erkekcesine

demektedir.

 Günümüzde bu erkekliği gösterebilecek alp erenlere ihtiyaç vardır ve hamdolsun ki, yetişen nesiller içerisinde, er meydanına atılmış nice yiğitler mevcuttur. İstikbalimiz bu erlerin marifetiyle aydınlanacaktır. Diğerleri için de “Edeb yâ hû!” demekten başka bir şey gelmez elimizden. Zira bizler “Eddebenî Rabbî feahsene te’dibi (Beni Rabbim terbiye etti de edebimi ne güzel eyledi)” buyuran Efendiler Efendisi’nin ümmetiyiz.


  Editör :  Rıdvan GÖK

832 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Puan Yok  
 Kaynak :  Yeni Kalemler

 Kategori ¬ Tarih

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 2
 Bugün : 36
 Dün : 103
 Toplam : 165313
 Ip No : 18.204.2.190
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

Bilgilere Geçici Olarak Ulaşılamıyor.

 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.