Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Tarih - TOPLUM VE TARİH / T. Taner KUŞOĞLU - Yeni Kalemler
   
 TOPLUM VE TARİH / T. Taner KUŞOĞLU

 Yazı Boyutu

 Tarih : 04.04.2009 - 20:48:45


Millî Birlik Komitesi üyesi Ahmet Er, 1960 yılında Libyaya devlet müşaviri olarak tayin edilir. Ahmet Er, Libyada bulunduğu süre içinde sık sık gezilere çıkmakta, ülke insanlarını yakından tanımak istemektedir.

 

Millî Birlik Komitesi üyesi Ahmet Er, 1960 yılında Libya’ya devlet müşaviri olarak tayin edilir. Ahmet Er, Libya’da bulunduğu süre içinde sık sık gezilere çıkmakta, ülke insanlarını yakından tanımak istemektedir. Bu gezilerin birinde yakın bir kasabada tanınmış bir şeyhin olduğunu duyan Ahmet Er, onu ziyarete karar verir ve mihmandarıyla yola koyulurlar. Yaşlı ve âmâ şeyhi bir ağaca yaslanmış olarak bulurlar. Ahmet Er, kendisini tanıttıktan sonra şeyhin elini öpmek ister. Şeyh, Ahmet Bey’e, “Asıl ben sizin elinizi öpmek isterim” der ve bir fırsatını bulup Ahmet Er’in elini öper. Daha sonra Ahmet Er de şeyhin elini öper. Âmâ şeyh, Ahmet Er’e sorar: “Şimdi hangimiz daha kârlı sayılırız?” Ahmet Er: “Ben daha kârlı sayılırım, çünkü sizin gibi âlim ve muhterem bir zatın elini öptüm” deyince, âmâ şeyh şu tarihî cümleyi söyler: “Gerçekte kârlı olan benim. Çünkü sen yaşlı, zayıf bir müslümanın elini öptün, bense şanlı şerefli Osmanlı’nın elini öptüm.”

İşte asırlara kıtalara hükmünü vurmuş bir milletin torunlarına gösterilen ilgi ve iltifat. Şüphesiz, Osmanlı’yı asırlarca ayakta tutan en önemli dinamik, dinin birleştirici gücüydü.

“Bu ülkenin bütün ırklarını, tek ırk, tek kalb, tek insan haline getiren İslâmiyet olmuş. Biyolojik bir vahdet değil bu. Ne kanla ilgisi var, ne kafatasıyla. Vahdetlerin en büyüğü, en mukaddesi. İster siyah derili, ister sarı, inananlar kardeştir.”(1)

Pekiyi geçmişte bu şuurla bir araya gelmiş, bugün de aynı dine inanan bu milletin günümüzde uğraştığı problemlerin sebebi nedir? Bu sorunun birden fazla cevabı olmakla birlikte, bu birlikteliği sağlayan sosyal değerlerin ürünü tarihî gerçekleri yeni nesillere gereğince aktaramayışımız ve tarih derslerini ezberî bilgiler yığını olmaktan çıkaramayışımız da bu sorunun cevabı niteliğinde zaaflarımızdandır. Tarihimize yıllardır sırt çevirdik, oysa tarihe sırt çevirmek, geleceğimize sırt çevirmemizdir.

“Tarihimiz mührü sökülmemiş bir hazine. Sosyologlarımız bir kızılderili köyünü keşfe gider gibi alan çalışmalarına koyuluyorlar.”(2)

Muhteşem bir maziyi tanımayan, kendi kültürünün zenginliğini idrak edememiş nesillerle nereye kadar gidilebilir?

İngilizce öğretmeni olan bir arkadaşım, yurt dışında, fakültede aynı dönemden mezun bir arkadaşıyla karşılaşır ve zaman içinde arkadaşından hayret verici şu gerçeği öğrenir: Arkadaşı kimliğini gizlemekte ve kendisini bir yabancı olarak tanıtmaktadır. Bizim mazimizde utanılacak hangi hadise vardır?

Mazimiz, utanılacak değil, iftihar edilecek bir mazidir. Fakat mazisinden, kimliğinden utananların, başka milletlerin kültür değerlerini benimseyen ve bize ait her değerden kompleks duyanların sayısı pek de az değildir. Özellikle okumuş kesimde, bu kompleks sahibi kişilerin oranı daha da yüksek bir grafik çizmektedir. Bir Fransız yetkilinin 1970’li yıllarda bir gazetecimize ifade ettiği gerçek ne acıdır: “Ben sizden başka mazisine, tarihî şahsiyetlerine hakaret eden bir millet görmedim.” İşte acı bir örnek. Psikolojinin önemli bir tespiti şudur. Kendine güven duygusu olmayan fertler her güce boyun eğebilir, çarçabuk başkalarına hayran olabilirler. Kendine güvensizliği neticesinde, kolayca intihara bile yönelebilirler. İşte fert, psikolojik açıdan ele alındığı gibi milletler de toplum psikolojisi çerçevesinde değerlendirmelere tabi tutulurlar. Bu değerlendirmelerden biri şudur: Fert gibi toplum da kendine güvenini yitirirse, zamanla başka milletlere hayran, kendi ayakları üzerinde durma gücünden mahrum, kültürel intihara doğru sürüklenen bir toplum ortaya çıkar ve o toplum, milletlerarası yarışta geri kalmaya mahkûmdur. Bugünkü birçok sıkıntımızın da temelinde tarihimize sırt çevirmemiz vardır. Bugün ileriye yönelik ciddî adımlar atamıyorsak, iç ve dış politikalarımızda tutarsızlıklar yaşıyorsak, tarihimizin projektörlerini söndürmemiz bunda en önemli âmillerdendir.

1940’lı yıllara dönelim: “Türk çocuklarının okuduğu tarih kitaplarında Yunan mitolojisi hâkimdi. Kalkınmanın yolu bulunmuştu; Greko-Latin temele dayanan kültürü benimsersek kalkınacaktık.”(3) Bu kültür hoşgörü demekti, insanlık ve medeniyet demekti(!) Fakat her nedense bu hoşgörü bize, bakanlarımıza yumruk ve Yunan gazetelerinden milletimize galiz küfürler olarak yansıdı. Yıllarca bilgisizliğin, tarihî şuursuzluğun hafakanlarını yaşadık. Bugün de Türkiye’miz, birtakım oyunlarla, hem de çok ciddî oyunlarla karşı karşıyadır ve yetkili ağızların ifadesiyle; Batı bizi Sevr’e doğru, hatta Sevr’den de acımasız şartlara doğru sürüklemek istemekte ve bunun gerçekleşmesi için her tür sinsi ve şeytanî oyunu denemektedir.

Millet olarak tarih sahnesinde önemli bir rol üstlenmek istiyorsak- geçmişteki gibi- milleti millet yapan değerleri çok iyi tanımalı, bu milleti Türk’üyle-Kürt’üyle, Alevî’siyle, Sünnî’siyle asırlarca bir arada tutan değerlere yönelmeli ve bu asırların sosyal gerçeklerini yeni nesillere çok iyi tanıtmalıyız. Tarihimiz, niçin ve nasıllarıyla yeni nesillere aktarılırken ezberci bir yaklaşımdan uzakta, yeni bir tarzda ele alınmalı, olayların bugüne bakan yönleri araştırılmalı; dolayısıyla, arşivlerimizi yabancı araştırmacılar değil, kendi araştırmacılarımız doldurmalıdır. Bu ciddî görev yapılmadığı ve geleceğe yönelik, ilmin ışığıyla aydınlanan büyük hedefler çizilmedikçe, ne Asya’daki ne de kardeş İslâm dünyasındaki potansiyelimizi kullanamaz; 21. asra mührümüzü vuramayız. Milletimizi tarihiyle barıştırmak, tarihçilerimizin en büyük vazifesi olmalıdır.

------------------------

DİPNOTLAR:

  1. Bu Ülke ( C. Meriç, s.99)
  2. Bu Ülke ( C. Meriç, s.150)
  3. Türkiye’de Kültür Buhranı Sebepleri ve Neticeleri (Nahit Dinçer, s.128)

  Editör :  Rıdvan GÖK

1009 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Puan Yok  
 Kaynak :  Rıdvan GÖK

 Kategori ¬ Tarih

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 2
 Bugün : 35
 Dün : 103
 Toplam : 165312
 Ip No : 18.204.2.190
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

Bilgilere Geçici Olarak Ulaşılamıyor.

 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.