Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Makale - İSLÂMÎ PERSPEKTİFTEN DEMOKRASİ-Muradiye ÇAKMAK - Yeni Kalemler
   
 İSLÂMÎ PERSPEKTİFTEN DEMOKRASİ-Muradiye ÇAKMAK

 Yazı Boyutu

 Tarih : 02.04.2009 - 20:07:30


İnsanoğlu, tarih sahnesine çıktığından beri hep en iyiyi, en güzeli arayıp durmuştur. Kendini, insanî değerleriyle kabûl edip yüceltecek bir düzenin özlemi içinde, nice çağlar aşarak bugünlere ulaşmıştır. Bu sebepledir ki; insanlık tarihine ....

 

Muradiye ÇAKMAK(*)

İSLÂMÎ PERSPEKTİFTEN DEMOKRASİ

İnsanoğlu, tarih sahnesine çıktığından beri hep en iyiyi, en güzeli arayıp durmuştur. Kendini, insanî değerleriyle kabûl edip yüceltecek bir düzenin özlemi içinde, nice çağlar aşarak bugünlere ulaşmıştır. Bu sebepledir ki; insanlık tarihine, bir bakıma, “arayışlar tarihidir” de diyebiliriz.

Bugün gelinen noktaya, iğneyle kuyu kazarcasına; uzun asırları dolduran, son derece çileli, meşakkatli bir yolculuğun sonunda varılabilmiştir ancak. Ve insanlık âlemi, bazı kusurlarına rağmen; en iyi, insan haysiyet ve menfaatine en uygun idare şekli olarak, “demokrasi”de karar kılmıştır.

Demokrasi, kısa tarifiyle; “Millî iradeye, hür seçime dayanan yönetim şeklidir.”(1) Bir başka tarifiyle; “Genellikle bir tür temsilî demokrasi olarak bilinen; bütün yurttaşların ifade ve dinsel inanç özgürlüğü gibi bazı bireysel ve toplu haklarını güvence altına almak üzere, çoğunluk iktidarının belirli anayasal kısıtlamalar çerçevesinde uygulandığı hükûmet biçimi”dir.(2) Görülüyor ki, demokrasinin dayandığı temel esaslar; halka dayanması, kişilerin hak ve özgürlüklerini güvence altına almasıdır. Bu çerçevede anlamını bulan demokrasinin, ilâhî kaynaklı dinlerin tesiri dışında kalarak ortaya çıkmış olması düşünülemez. Çünkü Allah’ın insanlara kılavuz olarak gönderdiği bütün peygamberler, her şeyden önce, kişiyi lâyık olduğu gerçek mevkiye çıkarmak için didinip durmuşlardır. Onların, her türlü dayanılmaz çileyi yudum yudum içerek insanlığa sundukları evrensel mesajlar, pek tabiî ki, insanoğluna bütün arayışlarında, sürekli kan verip durmuştur.

Bunu anlamak için Allah’ın bu kutlu elçilerinin, insanlığa neler getirmek istediklerine şöyle bir bakmak yeterlidir: “Peygamberler insanın, insan üstüne hâkimiyetini ortadan kaldırmayı gaye edinmişlerdir. Onların gerçek görevleri, insanı haksızlıktan, sahte tanrılara kulluktan, insanın insana tahakkümünden, kuvvetlinin zayıfı sömürmesinden kurtarmak olmuştur. İnsan eşitliğine dayanan bir sosyal organizasyon geliştirmeye çalışmışlardır. Bu düzende, insan başkasının ne kölesi, ne efendisi olacak, herkes bir tek hakikî Tanrı’ya kulluk edecektir.”(3)

Görüldüğü gibi, insanın bugüne kadar bulduğu en mükemmel idare tarzı olan demokrasi, kendi başına, ilâhî mesajlardan bağımsız olarak vücut bulmuş değildir. Şimdi, söz buraya gelmişken, Allah’ın insanlara seçtiği en son dinin, İslâm’ın, demokratik bir yönetim tarzına nasıl baktığını anlamaya çalışalım.

“Halkın iradesine dayanma” demokrasinin vazgeçilmez temelidir. Bu konuda İslâm’da yer alan “şûra prensibi” hemen dikkatlerimizi çekmektedir. Kur’an-ı Kerim’de: “Onların işleri aralarında meşveret iledir.”(Şûra:38. ayet) ve (Hz. Peygamber’e hitaben) “…iş hususunda onlarla meşveret et”(Âli İmran:159. ayet) diye buyrulmaktadır. Burada “şûra” sözünde anlamını bulan prensibin uygulama şeklini, demokratik bir parlamentonun işleyişine benzetebiliriz. Ancak zamanla nüfus arttığından, herkesin kendi fikrini bizzat gelip söylemesi mümkün olmamaktadır. Bu durumda halk, seçtiği temsilciler vasıtasıyla, Kur’an’da ifadesini bulan, “şûra meclisi”ne katılabilir.

“Şûra müessesesi İslâm’da, devlet idaresinin önemli bir prensibidir. Çünkü bir taraftan, şûraya dâhil bulunanların fikirlerini açıklamalarını ve serbestçe tenkitte bulunmalarını mümkün kılarken; diğer taraftan da devlet başkanı ve diğer yetkililerin(bakanlar v.s.) şûra üyeleri ile beraber bir müşâvere ve istişâre faaliyetini gerçekleştirmelerini sağlar. Bu şekli ile şûra ve meşveret, aynı anda gerçekleşmekte ve birbiri içinde görülmektedir.”(4)

Hiç şüphe yok ki, demokratik bir idare tarzı, bütün yönleriyle bire bir İslâm’la örtüşüyor diyemeyiz. Kendi bütünlüğü içinde, İslâm’ın birtakım özel kuralları da vardır. Bunlara saygılı olunduğu ölçüde, İslâmî anlayışa yaklaşan bir yönetim tarzından söz edilebilir. Meselâ, Allah’ın ve Peygamberi’nin apaçık bir emrinin mevcut bulunduğu hallerde ortaya konulacak uygulama şekillerinin, bu emirlere saygı sınırları dairesinde kalması gerekir. Burada insanlar, belli esaslar çerçevesinde “İlâhî bir kayıt”la sınırlandırılmaktadırlar. Bu, insanın mahkûmiyeti veya hürriyetinin sınırlandırılması manasına anlaşılmamalıdır. Çünkü insanlar, hiçbir ilâhî kayda bağlı kalmaksızın, tamamen kendi normlarını ortaya koyarak hareket ettiklerinde; büyük hatalara düşüp, kendi bencil çıkarlarının esiri olabilirler. Neticede, diktatörlerin ve zalimlerin pençesinden kendini kurtaran insan, böyle bir durumda, içindeki şeytanı ilâhlaştırarak onun emrine girmiş olur.

Bu konuda şu çarpıcı örneği vermek yerinde olacaktır: “Bir zamanlar Amerika’da, sağlığa zararlı olduğu, insanın zihnî ve entelektüel melekelerini tahrip ettiği, insan topluluğunun bozulmasına yol açtığı gerekçesiyle ve halkın isteğiyle ‘İçki Yasağı Kanunu’ çıkarılıp, büyük çoğunluğun oyuyla kabûl edilmişti. Ama kanun yürürlüğe konulduktan sonra, onun kabûlü için oy veren halk, bu sefer isyan eder hale gelmiş; içki satışı ve tüketimi eskisinin çok çok önüne geçmiştir. Ve nihayet, yine halkın oylarıyla içki yasağı kaldırılmıştır. Halk, eski alışkanlıklarının tamamen esiri olduğu için kendisindeki hükümranlığı, içine yuva yapan şer kuvvetinin emrine vermiş, kendi arzularını ve ihtiraslarını kendine ilâh yaparak, daha önceden doğru ve makul bildikleri bir kanunun aleyhine oy vermişlerdir.”(5)

Şu halde, ilâhî kayıtlardan tamamen bağımsız olarak demokrasiyi, insan arzu ve isteklerinin sınırsız özgürlüğü emrine verme anlayışı; bir bakıma, insanoğlunun kendi kendini, farkına varamadan dipsiz uçurumlara sürüklemesi anlamına gelmektedir. Bu sebeple, Allah’ın ve Peygamberi’nin kesin hükümlerine saygı çerçevesinde uygulamaya konulmayan bir demokrasi, sayısız sıkıntılar doğuracağından; insanlığı, gerçek huzurdan fersah fersah uzaklara atacaktır. Saygı dairesi içinde uygulama alanı bulduğunda ise, İslâm’a yakınlık yönünden diğer bütün yönetim şekillerinin önüne geçeceğinden şüphe edilemez. Çünkü İslâm’ın en saf ve berrak bir şekilde yaşandığı Hulefâ-i Râşidîn döneminin uygulamaları, bütün sistemler göz önüne getirildiğinde, en fazla “cumhuriyet” tarzı yönetimle benzerlik göstermektedir.

“Saygı” dairesinde kalmak şartıyla, halkın tercihi ve ferdin hürriyeti, gayet tabiî, her şeyden önce gelir. Bunun en sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi ise toplum huzurunun, birlik ve beraberliğinin yegâne teminatı olmaktadır. Var olduğundan bu yana, hep en iyiyi arayan insanlık âlemi, mutlaka geldiği şu noktadan çok daha ilerilere ulaşacaktır. İnsan şahsiyetine en güzel yakışan bir sistem olarak bulunan demokrasinin, eksik görülen yönleri de, hiç şüphesiz, zamanı geldikçe bir bir tamamlanacaktır.

Hep en mükemmeli arayan beşeriyet, her geçen gün bu yolda yeni yeni mesafeler almaya devam edecek; attığı her adımda İslâm’ın evrensel değerlerini de daha iyi anlamış olacaktır. Çünkü İslâm, kıyamete kadar, her devirde, insanların dikkatine her dem taze güzellikler sunacak; onları, sürekli olarak, kendi müstesna değerlerine çekmeye devam edecektir. Bu güzellikler, hep “mükemmel”i arayan insanlığa, sayısız ilhamlar fısıldayarak yardımcı olacaktır.

İnsanı, Şeyh Galib’in ifadesiyle; “Kâinatın özeti” gören, ona yeryüzünün halifeliğini lâyık gören İslâm, onun tabiî yeteneklerinin geliştirilmesiyle de yakından ilgilenir ve ona geniş hürriyetler sunar. Bu bakımdan, nerede olursa olsun, tavrını her zaman “yararlı”dan yana koyar. Çağdaş uygarlığın geldiği bugünkü muazzam seviyenin bir tezahürü olan “demokrasi” konusunda da farklı bir tavır düşünülemez. Müslümanca yaşamanın huzurlu ortamını, bizlere en güzel şekilde sağlama konusunda, geniş imkânlar bahşedecekse; İslâm, niçin demokrasiyi kendine uzak görsün ki?

İnsan yaratılışına ve onuruna yakışanı arayıp bulma, çağdaş dünyanın nimetlerinden faydalanarak güçlü ve saygın bir toplum olma yolunda; İslâm’ın evrensel değerlerini doğru yorumlayıp, azık torbamızı alabildiğine doldurarak, bize tebessümler gönderen muhteşem bir geleceğe doğru emin adımlarla yürüyebiliyorsak, ne mutlu bizlere.

-------------------------------

DİPNOTLAR:

(1) Yeni Türk Ansiklopedisi, C.2, Sayfa: 632, Ötüken Yay.- İst. 1985.

(2) Anabritannica Genel Kültür Ansiklopedisi, C.11, Sayfa: 424.

(3) İslâm’ın Bugünkü Meseleleri ( İslâm’da Siyaset Anlayışı- Ebu’l A’lâ el Mevdudî), Erol GÜNGÖR, Sayfa:294, Ötüken Yay.- İst. 1983.

(4) İslâm Hukukunda Temel Hak ve Hürriyetler, Prof. Dr. Servet ARMAĞAN, D.İ.B. Yay.-Sayfa: 138, Ankara.

(5) İslâm’ın Bugünkü Meseleleri (3. maddedeki isim ve makale), Erol GÜNGÖR, Sayfa: 301, Ötüken Yay.-İst. 1983.

(*) Ordu-Ulubey İmam-Hatip Lisesi

Bu yazı, Diyanet İşleri Başkanlığının, 1998 yılında, İmam-Hatip Liseleri arasında düzenlediği “İslâm ve Demokrasi konulu makale yazma yarışması”nda Türkiye Birincisi seçilmiştir.

  Editör :  Rıdvan GÖK

1406 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 5 Puan Verildi
 Kaynak :  muradiye

 Kategori ¬ Makale

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 3
 Bugün : 90
 Dün : 116
 Toplam : 150682
 Ip No : 54.237.183.249
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

Bilgilere Geçici Olarak Ulaşılamıyor.

 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.