Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Biyografi - OKUL ÖNCESİ EĞİTİM / Zerrin Karagöl SERT - Yeni Kalemler
   
 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM / Zerrin Karagöl SERT

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM / Zerrin Karagöl SERT
 Yazı Boyutu

 Tarih : 01.04.2009 - 01:02:23


Okul öncesi eğitim anne karnında başlar. Anne, daha o zamandan, bebeğini kucağına almadan, onunla konuşup sohbet ederek sosyal iletişimin temelini atar. Bebek, annesinin, henüz doğmadan, kendisiyle ilgilendiğini yakından hisseder.

 

   
Zerrin Karagöl SERT*


OKUL ÖNCESİ EĞİTİM


O
kul öncesi eğitim anne karnında başlar. Anne, daha o zamandan, bebeğini kucağına almadan, onunla konuşup sohbet ederek sosyal iletişimin temelini atar. Bebek, annesinin, henüz doğmadan, kendisiyle ilgilendiğini yakından hisseder.


Yeni doğmuş bir bebeğin, yaşayacağı ortamı kendisinin seçmesi gibi bir şansı yoktur. Bu ortamı ona ebeveyni sağlar. Bu ortam, çocuğun şahsiyetinin şekillenmesinde, muhakkak ki, çok önemlidir, ama tek başına yeterli midir acaba?

Her şeyden önce, çevreyi ve çevrenin ne kadar etkili olabileceğini dikkatlerinize sunmak istiyorum. Çevre denilen şey; ailesiyle, sokak hayatıyla, dış dünyasıyla asla ve asla şuurlu bir eğitici rolü üstlenemez. Elbette ki, çocukluk ve gençlik mevsiminde duyulan ve sonra hatıralaşan her renk, her ses ve her söz, her güzel şey, hiç ziyan olmadan şuuraltı ve zihinlerimize yerleşir. Ancak sonraları alıp işleyecek, işleyip geliştirecek usta ve mahir eller, yani öğretmenler ve okullar beklemeye başlar. Yoksa takdir edersiniz ki, alıp değerlendiremedikten sonra, bahçenizin birkaç metre altında define bulunuyor olmasının size sağlayacağı hiçbir fayda yoktur.

Eğer bu ilk çocukluk izlenimleri, duygu ve düşünceleri; okulla beslenemezse, en doğru hedeflere yönlendirilemezse silinip gitmez mi? Bütün bu güzel nüveler, üzerinde biten sayısız yabanî ot altında kaybolmaz mı?

İşte okulun, öncelikle de anaokulu ve ana sınıfının, önemi burada hemen kendini göstermektedir. İnsan kabiliyeti, hayat rüzgârının tesadüfî yönlendirmelerine bırakılamayacak kadar değerlidir. Bütün kabiliyetleri bir bir ortaya çıkarıp değerlendirmek ve insanlığın hizmetine vermek, ancak ve ancak bilinçli bir eğitimle mümkün olabilir. İnsan olmanın gereği de budur.

O halde okul- tabii ki anaokulu ve anasınıfı da- mutlak surette gereklidir. Okul, her çeşit ilim konusunda olduğu gibi dinî hayat, memleket-millet meseleleri ve dünya olayları karşısında çocukları ve gençleri en doğru, en gerçekçi şekilde eğitebilecek; onlara metotlu düşünüp, metotlu çalışma yollarını öğretecek biricik yerdir. Böyle bir eğitim anlayışı içinde; kalp ve kafa bütünlüğü sağlanarak yetiştirilecek çocuklar, yaşadıkları toplumu en ileri medeniyet ufuklarına taşıyacaklardır.

Tarih içinde büyük izler bırakmış medeniyetler, zirvede oldukları zamanlarda, okullarında –her yaş seviyesinde- en ileri eğitimi vermemişler midir? Roma İmparatorluğu, Endülüs Devleti, Osmanlı İmparatorluğu bunlardan birkaçıdır. Bu devletler, bu medeniyetler, okullarında en ileri, en üstün, en sağlıklı eğitimleri verdiklerinde zirvelere tırmanmışlar, bunu terk ettiklerinde ise tarih sahnesinden silinmişlerdir.


Bu eğitim, çocuğun dünyayı ve kendini algılamaya başladığı en erken yaşlarda başlardı.


Bu sebeple; 36 -72 aya kadarki çocuklara eğitim veren anaokulları ile 48–72 ay arası(ilköğretim 1. sınıf öncesi) çocuklara yönelik anasınıfları mutlaka ciddiye alınmalı, hassasiyetle değerlendirilmelidir. Çünkü şahsiyet binasının temelini şekillendiren tuğlalar bu sıralarda konulmaya başlanır.


Bin koldan akıp giden hayatın, kendine has hüviyeti kazandığı yer okul olduğu gibi, çocuğun gerçek şeklini aldığı ve benliğinin sırlarına erdiği yer de en erken yaşlarda edindiği izlenimlerin ortamı olan anaokulu ve anasınıflarıdır.


Gazeteler, kitaplar, radyo-televizyon ve bilgisayarlar… Belki, insanlara, kendi başlarına bir şeyler öğretebilirler. Ama gerçek hayatı ve onun insan içinde akıp gitmesini asla öğretemezler. Bunun öğretildiği tek yer okuldur. Bilhassa, çok erken yaşlarda, çocuklarımızın kontrolsüz bir şekilde, insan dışı bu vasıtaların ellerine bırakılmamaları gerekir.


Çocuğumuzda sağlam kişiliğin, sosyal duyarlılığın, girişimci ve yaratıcı zekânın temelini oluşturan anaokullarından ve anasınıflarından muhakkak ki, çocuklarımızı- en güzel bir şekilde- faydalandırmalıyız. Bu anne ve babaların çocuklarına sunabilecekleri en güzel hediyedir.

---------------------------------

*Samsun Merkez Zübeyde Hanım Anaokulu Müdiresi

  Editör :  Rıdvan GÖK

438 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 13 Puan Verildi
 Kaynak :  Yeni Kalemler

 Kategori ¬ Biyografi

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

 
 Köşe Yazıları

Nur YILMAZ

Nur YILMAZ ¬
YETİM YAVRUM

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
ZAMAN ONA AKIYOR

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Harfsiz Cevaba Harfsiz Soru Gerek..

Özkan KARACA

Özkan KARACA ¬
İstanbulda Kimsesiz
 
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
MASAL / Z. Betül BIYIK MASAL / Z. Betül BIYIK
Dünle uyur/ Günle uyanırdık/ Rengârenk sever/ Dupduru ağlar/ Gözü kara bakardık... ...

Dursa diyordun işte durdu zaman / Ali ÇOLAK
Irmak şarkıları / A. Ali URAL
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 1
 Bugün : 19
 Dün : 27
 Toplam : 15396
 Ip No : 38.107.191.83
     

 
 Son Eklenenler
 
 Popüler Metinler
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.5033 1.5106
  Euro 1.9179 1.9272
 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.