Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Tarih - ARNOLD JOSEPH TOYNBEENİN TARİH FELSEFESİ ÜZERİNE/ Abdurrahman Karaağaç - Yeni Kalemler
   
 ARNOLD JOSEPH TOYNBEENİN TARİH FELSEFESİ ÜZERİNE/ Abdurrahman Karaağaç

ARNOLD JOSEPH TOYNBEENİN TARİH FELSEFESİ ÜZERİNE/ Abdurrahman  Karaağaç
 Yazı Boyutu

 Tarih : 25.01.2012 - 21:48:15


Ünlü İngiliz tarihçisi ve fikir adamı Arnold Joseph Toynbee, 14 Nisan 1889da Londrada doğdu, 22 Ekim 1975 tarihinde öldü.İngiliz Kraliyet Uluslar arası İlişkiler Enstitüsünde çalıştı.Tarihin konusunun kültürler olduğunu söyler.Kültürlerin ise...

 

                 ARNOLD JOSEPH TOYNBEE’NİN TARİH FELSEFESİ ÜZERİNE

 

               Ünlü İngiliz tarihçisi ve fikir adamı Arnold Joseph Toynbee, 14 Nisan 1889’da Londra’da doğdu, 22 Ekim 1975 tarihinde öldü.İngiliz Kraliyet Uluslar arası İlişkiler Enstitüsü’nde çalıştı.Tarihin konusunun kültürler olduğunu söyler.Kültürlerin ise dinamik yapılar olup,özelliklerini yaratıcı kişilerden aldığını,kültürleri anlamaya çalışmak gerektiğini belirtir.Dünya tarihini 26 medeniyete ayırır.Medeniyetlerin ve Devletlerin yükseliş ve çöküşlerini ‘’tehlikelerle yüz yüze gelme ve bunlara cevap verme ‘’dönemlerine göre analiz eder.Tarihçinin en önemli eseri 2 ciltlik A STUDY OF HİSTORY (Tarih Bilinci)’dir.

             Yazarın burada ele alacağım eserinin adı CIVILIZATION ON TRIAL (Medeniyet Yargılanıyor)’dır.Bu küçük hacimli ama çok önemli eserinde yazar geniş bir perspektifle tarihi görüşlerini açıklamıştır.Bu eseri tüm aydın,entelektüel ve tarih ile iştigal eden insanlarımızın okuyup analiz etmeleri son derece elzemdir.Kendi durumumuzu daha iyi anlayıp değerlendirmemizi sağlayacaktır.

              Toynbee, tarih felsefesinin esasını ‘’Meydan okuma- Cevap verme’’ ile açıklar.Ona göre herhangi bir medeniyete başka bir medeniyet karşı gelirse meydan okuma gerçekleşir.Bu durumda saldırıya uğrayan medeniyet cevap verebilirse yaşar ve kendini daha da geliştirmiş olur.Yok karşılık veremezse çöker,yıkılır.Tarihte şimdiye kadar tüm medeniyetler buna göre kurulup yıkılmışlardır.

               ‘’Medeniyet Yargılanıyor’’ kitabının aslında tamamı çok önemlidir.Ancak Onuncu Bölüm’de yazar bizi yani İslam Medeniyetimizi değerlendirir.Bu bölümün başlığı ‘’İslam, Batı ve Gelecek’’ olarak konulmuştur.Yazar,’’Geçmişte İslam ve bizim batı toplumu değişik durumlar ve değişik rollerle birbirleriyle karşılaştılar…Batının İslam dünyası üzerine yoğun saldırıları, iki medeniyetin günümüzde yeniden karşı karşıya getirdi.Görülecektir ki bu, Batı Medeniyetinin, bütün insanlığın büyük bir toplum halinde birleştirilmesini ve modern batı tekniği sayesinde kullanabildiğimiz yerdeki,gökteki,denizdeki her şeyin kontrolünü isteyen büyük hırsının bir parçasıdır.’’

                  Toynbee, bu mücadelede Batı medeniyetinin üstünlüğüne kesin inançlıdır.Devamında Üstün Batı Medeniyeti ile karşı karşıya gelen İslam Medeniyetinde batıya karşı birbirine zıt iki karşı tavır meydana geldiğini ortaya koyar.Birinci tavır, ‘’ZEALOT’LUK’’, İkinci tavır da ‘’HERODİAN’LIK’’tır.Toynbee bu tavırları tarihte Monoteist İsrailoğullarının, Paganist Helen ve Roma medeniyetlerinin saldırısına uğradığı sırada ortaya çıkan eğilimlere benzetir.

                  ‘’Zealot’’ Roma hakimiyetine karşı ayaklanmış Musevi partizandır.Zealot,düşmana karşı kendi ilkel silahı ile savaşan,düşmanından hiçbir şeyi almaya yanaşmayan, geleneklerine ve  kendi değerlerine sıkı sıkıya bağlı olanların tavrıdır.Toynbee,  bu gruba örnek olarak; Romalılarla savaşan Maccabileri, II.Abdülhamid’i, Kuzey Afrika’daki Senusileri, Sudan’daki Mehdi hareketini,Arabistan’daki Vehhabileri ve Uzakdoğu’da bir dönem Japonları verir.

                    ‘’Herodian’’Romalılar Filistin’e geldiklerinde bu medeniyetin üstünlüğünü kabul ederek onlara boyun eğen ve Valilik derecesinde bağlanan Musevi Herodes Antipas’ın kişiliğinde ifadesini bulan tavırdır.Herodian, hünerli ve daha iyi silahlanmış olan birisiyle karşılaştığında geleneksel savaş tekniğini unutarak düşmanının taktik ve silahıyla savaşmayı öğrenen insandır.Bunlar saldıran hakim medeniyeti anlamayı ve onu üstün kabul ederek ona benzemeyi, bu şekilde hayatta kalınabileceğini düşünürler.Toynbee, Herodiancılara örnek olarak; Mısır’da Kavalalı Mehmed Ali Paşa’yı,III.Selim’i,II:Mahmud’u ve Mustafa Kemal Atatürk’ü gösterir.Türkiye’deki devrimleri,’’Herodian Devrimi’’diye nitelendirir.

                   Toynbee’ye göre,Zealot’luğun da Herodianlığın da batı karşısında başarı şansları yoktur.Bunlarun gerekçelerini ayrı ayrı açıklar.Zealotları,’’Avcı görünce başını kuma sokan devekuşuna’’benzetirken;Herodianlığın da iki ciddi zaafını ortaya döker: ‘’Herodianlığın iki ciddi zayıflığını yüzümüzü Türkiye’ye çevirerek görebiliriz.Abdülhamid engelini üstün bir kuvvet gösterisiyle aşarak,’’Herodian’’lığı mantıki yerine oturtan liderlerinin(Atatürk) yaptığı devrim, yedinci-dokuzuncu yüzyıllardaki klasik Japon devrimlerini gölgede bıraktı.Türkiye’deki bu devrim, bizim Batı’daki başarılı ekonomik siyasal,estetik,dini devrimler gibi bütün alanlarda yapıldığından Türk halkının toplumsal deney ve tecrübelerini tepeden tırnağa sarstı.’’

                    ‘’Türkler yalnızca anayasalarını değiştirmekle kalmadılar (bu oldukça basit bir iş sayılabilir) fakat İslam inancının koruyucusu durumunda olan HALİFE’yi ve müessesesini,tekkeleri,medreseleri,kadınların yüzünden, ifade ettiği bütün şeylerle birlikte peçeyi kaldırdılar.İslamın temel direklerinden olan,kişinin alnını yere koyarak kıldığı namazı,kılan için imkansızlaştıran şapkaları giymek zorunluluğu getirerek erkekleri inanmayanlarla aynı seviyeye getirdiler.İsviçre Medeni Hukukunu kelimesi kelimesine Türkçeye çevirip,İtalyan Ceza Hukukundan alıntılar yaparak şeriatı kaldırdılar ve Meclisin oylarıyla yasallaştırdılar.Osmanlı edebi mirasının büyük bir kısmını yok saymak pahasına Arap harflerini Latin alfabesiyle değiştirdiler….’’

                     ‘’Batı ile İslamın ilk karşılaşmasından itibaren doğalarına aykırı davranmakla suçladığımız bu Türk Herodianları , batılı bir milletin veya devletin kopyasını Türkiye’de üretmeye çalışıyorlar.Amaçlarını biliyor olsak bile, yine de bu amaca ulaşmak için sarf ettikleri bu kadar emeğe , zahmete değip değmeyeceğini merek etmekten kendimizi alamıyoruz.’’

                     ‘’Bize karşı koyan ‘’Türk Zealot’’undan hoşlanmadığımız bir gerçek.Kendisiyle ‘’Acayip bir insan’’ olarak övündüğü sürece biz acayipliğini iğrençleştirerek gururunu kırmaya kendimizi adamışız ve etrafındaki psikolojik zırhı delmek için ona ‘’Konuşulamayan Türk’’ adını taktık,ŞİMDİ GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE TAMAMLADIĞI HERODİAN DEVRİMİNİN İÇİNE SÜRÜKLEDİK.Bizim tehdidimiz yüzünden kararını değiştirip, kendisini komşu ülkelerin insanlarından farksızlaştırmak için elinden gelen her şeyi yaptı…’’

‘’Bu şartlarda Türklere karşı davranışımız en azından bir kabalık sayılır. BİZİM TEHDİDİMİZİN KURBANI OLAN TÜRK; NE YAPARSA YAPSIN GÖZÜMÜZE GİREMEYECEĞİNİ, KİTABIMIZ KİTAB-I MUKADDES’TEN ALINTILAR YAPARAK GÖSTEREBİLİR:’-Biz size kaval çaldık, siz oynamadınız; biz yas tuttuk siz ağlamadınız’.(Luka İncili, 7:32) Tehdidimizin kaba olması aynı zamanda yanlış olmasını gerektirmez.Bu sarf edilen emek boşuna olmasa ve bu çok dikkatli ‘Türk Herodian’ları AMAÇLARINA ULAŞSALAR BİLE , BU, MEDENİYET HAZİNEMİZE NE EKLEYEBİLİR?’’ Bu ifadeleri, batıdan bize hayır gelir diye düşünenlerin iyi görüp artık uyanmalarını bekliyorum.

                   Yazar, Herodian’lığın çıkmaz sokak olduğunu bakın nasıl anlatıyor:

                   ‘’İşte bu noktada , ‘Herodian’lığın iki ciddi zayıflığı kendini ele veriyor:Birincisi,Herodianlığın yaratıcı değil de taklitçi olması.Bu yüzden bir başarıya ulaşsa bile, insani bir yaratıcılığı geliştirmek yerine,taklit ettiği toplumun makine yapımı maddelerini geliştirmeye mahkum.İkincisi, ‘Herodian’lığın bu yolu seçenlerden ancak bir AZINLIĞI (Mutlu azınlık) kurtuluşa erdirebileceği gerçeğidir.Çoğunluk, taklit edilen bir toplumun yönetici sınıfının emrine girmeyi göze alamaz.BUNLARIN KADERİ , TAKLİT ETTİKLERİ TOPLUMUN İŞÇİ SINIFINI(Proleterya) ARTIRMAKTAN İBARET.Mussolini bir keresinde işçi sınıfının olduğu gibi işçi ulusların da olduğunu hatırlatmıştı ki batılı olmayan günümüz insanlarının dahil olduğu kategori de bu olsa gerek.(Sanki günümüzün de fotokopisini çıkarıyor)

                   Toynbee’nin şu yorumu da ilginçtir:’’Kendi akrabalarından bir ‘Zealot’ ile çarpışan ‘Herodian’ın ona bir batılıdan daha insafsızca davrandığını unutmamak gerekiyor.Batılılar İslamcı Zealot’a kamçılarla işkence ederken, İslamcı Herodian ona akreplerle işkence ediyordu.’’ Der ve buna dair iki örnek anlatır.Bir de itirafta bulunur:’’Hep birlikte Mısırlı Fellahtan ve İstanbul’lu Hamaldan geleceğin medeniyetine yaratıcı bir katkı beklenebilir mi hiç? Diye söylenen, batılı sömürge yöneticilerinden LORD CROMER veya GENERAL LYAUTEY ile anlaşan Mustafa Kemal gibi ünlü Herodianları ve Büyük Sunusi gibi ünlü Zealotları düşünebiliriz.’’

                   Bundan sonra Toynbee, itiraf şeklinde İslamın iki tehlike olarak gördüğü, IRKÇILIK ve ALKOLİZM’e karşı panzehir olduğunu söyler ki güya batının iki belasına İslamı pansuman olarak görür.’’1922’den beri Türkler,İslami inceliklerle alay etmek için ellerinden geleni yaptılar.Yine de,Türkleri küstah olarak anons eden diğer Müslümanlar arasında bile saygınlıkları arttı.İşte bu yüzden bugün Türklerin oldukça kararlı yürüdükleri milliyetçilik yolunda, yarın diğer Müslümanların aynı şekilde yürümesi mümkün gözüküyor…Gerçekte, milliyetçilik Müslümanların içine düştükleri bir oyun; Müslümanların büyük bir çoğunluğu için milliyetçiliğin kaçınılmaz sonucu,Batı dünyasının proleter kalabalığı içinde erimek olacaktır.’’

                   Ve Toynbee’den batıya bir uyarı:’’Panislamizm uykudadır, ne var ki Batılılaşmış dünyanın proleter kalabalığı Batı sömürgeciliğine karşı ayaklanıp anti-batıcı bir hareket oluşturursa, uyuyan devin uyanabileceğini hesaba katmak zorundayız.Bu çağrının İslamın militan ruhunu –kış uykusuna yatmış gibi görünüyorsa da uyanıp zaferler dolu bir çağa yöneltmede hesap edemediğimiz etkinlikleri olabilir.’’(Bizim de dileğimiz ve arzumuz budur!)

                  Yazar onuncu bölümü şöyle bitiriyor:’’Eğer insanlığın bugünkü durumu bir ırk savaşına yol açacaksa, İslam, tarihi görevini yapmak üzere bir kere daha çağrılmalıdır. Dileyelim ki böyle bir savaş çıkmaz.’’

                   Şimdi kişisel yorumlarıma geçiyorum: Bir defa bu yazıdan çıkardığım ilk sonuç; batılıların bizi bizden daha iyi tanıdıkları olmuştur. Bizde maalesef fikri birikim onlardan azdır.İkinci çıkardığım sonuç; yazarın şahsında batılıların bizi kendilerinden kıyas edilemeyecek kadar aşağı gördükleridir.Öyle ki hem bize saldırıp yıkmaya çalışırken, hem de bize akıl vermeye çalışıyorlar.Yani şunu demeye getiriyorlar:’Bunları yıkmayı sadece biz yaparız, nasıl kurtulacaklarını da sadece biz onlara öğretiriz.Bundan başka çareleri yoktur Müslümanların.Şimdi bu yazıyı okuyanlara sorarım:Allah aşkına bizim ZEALOT ya da HERODİYAN olmaktan başka çaremiz yok mudur? Çare dışımızda mıdır? Yoksa içimizde mi?

Kaynaklar:

1-wikipedia.org/wiki/Arnold_Joseph_Toynbee

2-eksisözlük.com/show.asp?t=arnold+Joseph+toynbee

3-‘’Medeniyet Yargılanıyor’’Arnold Toynbee.

Toynbee Kitapları:

Tarih Bilinci(2 cilt),Bateş yayınları.

Tarih Açısından Din,Ufuk Kitapları.

Türkiye ve Yunanistan’da Batı Meselesi,Yeditepe Yayınları.

Hristiyanlık ve Dünya Dinleri,Nüve Kültür Merkezi.

Türkiye ve Avrupa,Örgün Yayınları.

Dünya,Batı ve İslam,Pınar Yayınları.

1920’lerde Türkiye;Hilafetin İlgası,Yöneliş Yayınları.

Hatıralar:Tanıdıklarım,Klasik Yayınları.

Savaş ve Uygarlık,Ürün Yayınları.

Hatıralar:Tecrübelerim,Klasik Yayınları.

Uygarlık Yargılanıyor,Örgün Yayınları.

                                                                                                                  24/01/2012

                                                                                                    Abdurrahman  Karaağaç                                        

                                                                                                      Tarih Öğretmeni


  Editör :  Rıdvan GÖK

272 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 5 Puan Verildi
 Kaynak :  Yeni Kalemler

 Kategori ¬ Tarih

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 3
 Bugün : 41
 Dün : 79
 Toplam : 67702
 Ip No : 54.80.68.137
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 4.4652 4.4732
  Euro 4.0153 4.0419
 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.