Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Mektup - İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri... - Yeni Kalemler
   
 

ABDÜSSAMED KOÇER ¬

ABDÜSSAMED KOÇER

 İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

İSTANBULA MEKTUP      bir babanın duygu esitileri...
 Yazı Boyutu

 Tarih : 23.11.2011 - 08:31:43


Kaybedilen gençliğin, Hoyratça elden kaçırılan sağlığın, Duygu ve hisler üzerine kurulan, Vahyin ve sünnetin uzağında bina edilen evliliğin t e l a f i s i o l m a z.. Dikkat et

 

   26 Nisan 2011                                                                                                                                                                                                                                                          

       Sevgili  Kızıma..

                “ babasının süsü “

Unutma ki  bazı şeylerin telafisi asla mümkün olmaz..

  “ Kaybedilen gençliğin,

  Hoyratça elden kaçırılan sağlığın,

  Duygu ve hisler üzerine kurulan,

  Vahyin ve sünnetin uzağında

  bina edilen  evliliğin  t e l a f i s i   o l m a z..”

   Dikkat et!            

       Sen de dahil olmak üzere , bütün gençler;

yüreklerinde  aldıkları kararlara anne-babalarını ortak etmek istemezler..

En  doğrusunu  bildiklerini ve en güzelini yaşadıklarını zannederler..

      Oysa  O  anne  ve babalar çocukları için ;  karanlık gecede çölün ortasında Çoban yıldızı    gibidir..

     Nedense  bunu  gençlerin çok   azı  fark eder, sarp ve engebeli olan keçi yollarında, ikindi serinliğinde yol alırlar ..

     Sana ne kadar değer verdiğimizi sen de  bilirsin..

Sakın  beni;  kendi başına; duygu ve hislerin  yoğunluğunda almış olduğun kararlarını onaylamak zorunda bırakma!..

     Ayrıca, asla onaylamadığım alışkanlıkları     ..... ...    meşrulaştırma gayreti içinde olma!.  Asla!. Çünkü  sen bir kutlu yolun yolcusu  ve modelisin.. Asrın Zeynebi  ve Fatıması ...

    Bu tür kaygıların beni nasıl  meşgul ettiğini anlatamam…

 Sana güveniyorum.. hem de çok.. Belki annen çok daha fazla sana karşı güven taşıyor..

     Yüzlerce genç kız, duygu ve hislerinin  tutsaklığı içersinde anne  ve babalarını  çiğneyerek, kabul görmeyen  birebir görüşmeleri vahyin aydınlığını terk ederek yapmaktalar …

Sen bunların uzağında olmalısın..

    Sana güvensizlikten değil, nefsin ve şeytanın  tuzaklarından  emin  olmadığımdan..

   Kim  emin olabilir ki?.

Seni meleklerin kanatları altına bırakıyorum.. Dualarımız bütün gençlere ve genç kızlara…

Dalından düşen her bir yaprak gibi  her genç kızın  hayatını nefse ve şeytana adaması ; şehevi arzuların rüzgarına kapılması incitir yüreğimi..

  Seccadesinde secdelerle yol alan mü’minler  sessiz gecelerde ağlamalı hem de çok..  Asımın nesli’nin ne hallere düştüğünü görerek göz yaşı  ile dua etmeli her   m ü’ m i n... Yüreğim inciniyor.. içim yanıyor..  inan bana!

Rabbim  beni seninle ve kardeşinle imtihan etmesin!..

İnşallah!

   …………

 ………

   Sevgili kızım!

   Yüreğimizin harman yerindesin.. İstanbul’dan  memleketine dönüyorsun..

Seni  her İstanbul’a uğurlayışımda;  İstanbul’a vardığında  valizini otobüsün bagajından ben alırım...

  Kaldığın eski yurda;   ilk  yolculuklarından birinde Aksaray’dan   kaldığın  yurda  kadar valizini  belki de bilmeden yolun uzaklığını, ben taşımıştım…

   İlk seneyi, İstanbul’daki  ilk ayları anlatmak zor.. Kaygılarım, endişelerim ; duaların   bahar   esintisiyle bir bir zamanla  yok olmuş, yerini     Rabbimin huzur veren eminliğine bırakıvermişti. Seni hep Rabbimin emanetine , meleklerin koruyucu kanatlarına bıraktım! Baba olmak zor!.  Böylesi kaygıları zaman zaman her baba hisseder..

  Kolay değil İstanbul’da öğrenci olmak, kız başına koca İstanbul’da kalıvermek..

  Kolay değil , Bayezıt’ta  O görkemli Üniversitenin kapısından girebilmek!.  Ben bunları senin durumundan  on kat alt seviyelerde ve orta öğrenim boyutunda yaşadım.. Zaman zaman nemli ıslak gözlerle dalgın ve çaresiz çok yürüdüm.  Ne dayım vardı, boğazın öbür tarafında  ne de  Amcam, denize bakan bürosuyla Beşiktaş’ta.. Ne de ailemin bana gönderdiği harçlık..  gelmediğinde elime geçen üç beş kuruş burs.. 

   Çok isterdim  İstanbul Üniversitesinin İlahiyat fakültesinde okuyup Şehzadebaşı’ndaki bir  öğrenci yurdunun   medrese kalıntılı hücre  odalarında ders çalışmayı.. Hayalimdi benim..

 Hatırladığım tek şey; bana yol gösteren çok az kişi vardı. İstanbul’da çok kötü günler de geçiriyordum. Kitapları sevmeyi orada öğrendim.

   Kol saatimi satarak kitap almayı da.. Fatih camisinde sabah namazı kılarak Gönenli Mehmet Hoca Efendi’nin elini öpüp harçlık almayı da orada gördüm.

Gurbeti yaşamayı ve uzaklarda dua etmeyi de orada öğrendim. İsmail AğaCamiini ve İskender Paşa’daki nur yüzlü  ak sakallı Allah dostunu orada  tanıyıp sevdim!.   Tekkesinin kubbe altından geçtim Gümüşhanevi’nin..  Ama tutunamadım! Tutunmayı düşünmeden, eteğine yapışmadan yıllar sonra  kapısında kıtmir olmayı düşünecek kadar sevdim ve yakınında  konaklamadan geçtiğim  için çok pişman oldum. .      

   Hele  Hoca Efendi R.Aleyh)  elimi uzatsam yakınımda, başucumda idi.. Tanımadan kaybettiğimi çok yıllar sonra anladım..

   Eyüp sırtlarına  bırakıldığı günden beri… Ne zaman  yürüsem Eyüp sırtlarına ,  tatlı bir ürperti kuşatıverir  yüreğimi ..

 Bağlıları benim duygularımı taşıyor mu dersin!

  

 

 Esiyor mu gedavet onların da evlerinde bizim fakirhanede estiği gibi..

Zaman olur  Süleymaniye’de gezinir yüreklerimiz…

 

   Necip Fazıllar.   İsmet Özeller  Nice önemli isim ve yazarlar o gün babanın gündeminde yüklü idi..

   Konferanslar.. Tasavvuf   iklimi.. Daha neler..

   Ve rüzgar beni   1980   sonrası çok önemli  yerlere gelen isimlerin yakınına düşürüyor belki de kader çizgisinin sırlarla kaplı ağını örüyordu.

  Senin, zaman zaman nefsine karşı duruşun ve Rabbine yönelişin bana  o günleri hatırlatıyor..

    İstanbul, çok güzel   şehir kızım… 

Kalmak isteyip de kalamadığım, kalmaya güç yetiremediğim bir şehir..    

   Boğaz köprüsü’ne adım attığım  her vakit , garip bir    t  a  ş  r  a l  ı  gibi hissetmişimdir. İstanbul beni içine hiç almadı..   Çünkü ben bu koca şehirde ne zaman kendimi görsem   misafiri   oldum İstanbul’un…

   Ve yıllar sonra anladım  rüzgarın beni nerelerden geçirip nerelere   taşıdığını.. Kaybettiğim koca bir adres defterinin neden kaybolduğunu..

 

  Bu tatil , bir gece ve bir gündüz kadar kısa geçti   sanırım.  Seni bilmem..  Sanki yaz yağmuru gibiydi.. Toprağı fazla ıslatmadı.. Ama toprak nemli..

   Farkında mısınız, yavaş yavaş uzaklaşıyorsunuz  yuvadan.

Uzaklar her gün biraz daha ırak olur yüreklere… Anne- babalar uzaklaşan  can parçalarını arkalarından   uğurlar nemli gözlerle.. Ve dualarla..

   Uzaklar ırak olmanın   gölgesinde kızım..  Bu yolculuklar ayrı kalmanın ve uzak olmanın …

  Paylaşmadan, paylaşılmadan…. Gülmeden,  gülüşmeden… kopuyorsunuz yuvanızdan  bir bir..  Kilitleyip   yüreklerinize alıp götürüyorsunuz  bütün sırlarınızı…

   Paylaşmadan ..  paylaşılmadan; anne deyip ağlamadan akıyorsun  uzak nehirlere kızım …uzak  nehirlere ve uzak denizlere..

  Bir kelebek kadar narin.. bir yaprak kadar sessiz… tıpkı  arkadaşının evine  akşam sonrası hoyratça iner gibi… bahar rüzgarı kadar sessiz.. bir yaprak kadar hafif ve titrek..

  Uçup gidiyorsun ...

Ve bir  kelebek kadar  narin!.. 

  Sen annenden ve babandan  taşıdıklarınla yeryüzündesin..

  Onurun,  duygularını  ketum mahzenine hapsediyor çoğu zaman..  Dağınıklığın ve zamansız  bocalamaların  on yedi yaşında ..  hala  hoyratça..

  Duraksamadan  evin dışında gezinmen..

  Lütfen  haber vermelerle arkadaşlarınla günü birlik takılman;  kaptanı olmayan bir geminin  rüzgara kapılmasını andırıyor.. Onaylamak zor!..   Derken ..

 Başıboş  dağınık   günlerin,  oturma mücadelesi veren onurlu kişiliğinle yarışıyor desem   olur mu!?

   Görebilecek miyiz dersin?  başını alıp çıkıp gittiğin günlerin tükendiğini;  evine ve ailene gerçekten tutunup  geri döndüğünü..       

   Ama bir gün, sular durulduğunda  geri dönüp baktığını

göreceğime inanıyorum.

   Evinin ;  elinin tersiyle zaman zaman kenara itiverdiğin  yuvanın tutamadığı şeylerin  bir gün seni tutuverdiğini  görmek geç değil..

  Paylaşamadık zamanın arta kalan artıklarını bile  seninle.. 

  Ve şimdi  kuşe_i uzletimde yorgun hissediyorum kendimi..

  Okul… Lise… Üniversite   v.s…  bakalım daha neler..

   Ne arkadaşlarınla birlikte olmanın hoyrat ortaklığı ve buluşma köprüleri  ne de arkada kalan keşkeler yumağı..

 Babanın ve bütün babaların bu manevi yükü dağlar kadar ağır olsa gerek...

   Sevgili kızım,

   Babalar hisseder..   

   Sakın  beni  kendi başına; duygu ve hislerin  yoğunluğunda almış olduğun kararlarını onaylamak zorunda bırakma!.

 

  Çünkü  senin hayatın; doğduğun  evin  ve hayatın bir paçası.. Bu her genç için öyle..

   Bu gün haramlar, çağdaş  gümüş kaselerle ve çiçek demetleriyle sunulur.. Şeytanı güldürmemelisiniz kendinize!..

  Bu bazen  bir bakıştır..

Bazen de birlikte yürüyüştür…

 Ve Allah ve Resül’üne baş kaldırıştır.

    Her babanın yüreğinde beklenen Asım'ın Nesli'dir                                          

  Dualarımla.. yolun açık olsun!

   Ay  parçası!..

  Allah’a  emanet olasın..                             

                     baban.                                                                                                                                            

467 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Yazıya Toplam 26 Puan Verildi
 Kaynak :  ADÜSSAMED KOÇER

 Kategori ¬ Mektup

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Yazara Ait Diğer Yazılar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 3
 Bugün : 58
 Dün : 126
 Toplam : 110657
 Ip No : 100.26.182.28
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 5.6889 5.6991
  Euro 5.2577 5.2925
 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.