Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Biyografi - Aşkın Çürümeyen Dalı / Gürsel ÇOPUR - Yeni Kalemler
   
 Aşkın Çürümeyen Dalı / Gürsel ÇOPUR

Aşkın Çürümeyen Dalı / Gürsel ÇOPUR
 Yazı Boyutu

 Tarih : 27.09.2011 - 22:43:43


Aşk..bir giysi halinde giyildiği zaman çıkartılmayan,akla bu kapı kapatma düşüncesinin gelmediği an-ı seyyale. Bir an ki binler yıla tercih edilme noktasında mihenk olabilecek seviye yetisi. Kaldırım taşı gibi mevsimlik yenilenme telaşına ...

 

 Aşk’ın Çürümeyen Dalı / Gürsel ÇOPUR

            Aşk..bir giysi halinde giyildiği zaman çıkartılmayan, akla bu kapı kapatma düşüncesinin gelmediği an-ı seyyale. Bir an ki binler yıla tercih edilme noktasında mihenk olabilecek seviye yetisi. Kaldırım taşı gibi mevsimlik yenilenme telaşına düşülmeyen bir güç. Her zaman diri ve tek. Her zaman sağlam petek.

            Sevdayı arayanlar düşmüşlerdi yola. Yolun uzunluğu ve merhameti ölçüsünde yol alabildiler. Gurbet tılsımı boyunlarına asıldı asılalı,aşıkın maşuka olan inancı ve gayreti de arttı.Aşk onlara bir yol açtı. Şeksiz bir tek’ti onun adı. Tadanlar bununla tattı ve bananlar bununla banmıştı. Mecnun dediler kimilerine. O, derdini kimseye açmadı. Aşk’ta söz verme vardı. Ruhu mayalayan bir rüyadan uyanırcasına hemen doğrulmanın serencamesiydi belki. İftira onların en alışık olduğu(maruz kaldıkları) insani sarsıntılardı. İnsana kalplerini açanlar, kalpleri kırılmış bir şekilde evlerine geri döndükleri zaman aşk’ın ne demek olduğu anlaşılamamıştı. Aşk, asırlardır bir gurbet hayatı yaşamaktaydı. Onu evine davet edenler hep hor görülmüştü. Zor anlaşılmanın da ötesinde zorlukları kanat yapmanın evrensel hikayesiydi.

            Göz pınarlarında kalbin helecanları tomurcuk halinde açtığı zaman gözyaşı tadını bulurdu. Buna gözyaşı veya kalp pırlantası demişlerdi. Ağlayan kalbin bir destanı bir damla da buna emanetti. Aşk herkese gülmese de kalbi hakiki manada taclandıranlar tarafından bir hüviyet kazanmıştı. Bir aşk mahallesi,aşk caddesi veya aşk ülkesi inşa etmenin fikir işçiliğini yapanlar tarafından “aşk” ın tarifi gerçekleşmişti.

            Aşk imiş ne var alemde/İlim bir kil-ü kal imiş ancak” dantelasında zerkedilen manaydı aşıkın adımları.Aşık adımlarını attıkça kalbi dile geldi.Kalbiyle konuşanların medeniyetiydi bu “aşk”. Billur gölün yüzeyine atılan bir çakıl taşının sergilediği desenlerin dairesel büyümesiydi bu hareket. Fiiller katkı sağladı yaratıldıkça.”Aşk” ise ilk yaratılanlardandı. İlk yaratılan ise Efendiler Efendisi(sav)’nin nuruydu. Bu nur aşk ile mayalanmış ve hilkat meyvelerini çürütmemişti. Yüce Rabbimiz, ilk yaratmış olduğu nurun sahibine “Habibim” şeklinde hitap ederek hakiki “aşk”ın varlığına işarette bulunmuştu. Dünya aşk ile işaretlenmişti artık. Ve işaret aşk ile renklenmişti.

                “Mecnun bir köpeği okşar,öper,adeta yanında yanıp erirdi.

Etrafında huşu ile dolaşır,şeker ve saf gülsuyu sunardı.

Bir fodul ona, “Ey ham Kays!Bu yaptığın ne delicesine bir iş!

Köpeğin ağzı her an pistir ve ondan ise pis işler zahir olur”deyip,

Köpeğin ayıplarını saydı. Ayıpları gören,gayb aleminden bir şey bilemez.

Mecnun dedi ki,”Sen suret ve cisimlerden ibaretsin.

           Benim gözümle bak da dua ehlinden ol.

           Bu köpek Hakk’ın çözülmez bir tılsımı, Leylâ’nın mahallesinin bekçisidir.

           Himmetini, uyanık gönlünü gör. Bak,nereyi seçip yerleşmiş.

           O benim mağaramın yüzü kutlu Kıtmîr’idir. Belki de aşk dertlilerinin piridir.

           O ayın mahallesini bekleyen köpeğin bir kılını nice arslanlara değişmem.

           Ey sevgili! Senin köpeklerine arslanlar kul köle olsunlar.

          Anlatmak imkansız,sus vesselam.”

 

            Aşk’ı bulanlar için esaret olamaz. Bu bir kulluk şuuruyla takviye edilmişse kölelik de tat verir hayata. Gerçek hayat da budur! Yusuf(as)’u gören meraklı gözler, tuttuğu bıçaklarla ellerini doğruyorlardı. Teslimiyet prangası yerlere bırakılıyordu. Ya o gören gözler Gül Peygamber(sav)’i görme şerefine erselerdi tuttuğu bıçaklarla kalplerini doğramayacaklar mıydı..!

 

            Aşk’ın sonsuzluğa giden dalında yetişen her meyve,talihli insanların ümit bestesidir.

 

                                               Gürsel ÇOPUR

 


  Editör :  Rıdvan GÖK

293 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Puan Yok  
 Kaynak :  Yeni Kalemler

 Kategori ¬ Biyografi

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 2
 Bugün : 82
 Dün : 95
 Toplam : 85739
 Ip No : 107.21.169.9
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 5.3504 5.3600
  Euro 4.7467 4.7782
 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.