Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Biyografi - HAKİKAT OLAN ÖLÜMDÜR GERİSİ İSE DETAYDIR/ Muzaffer Günay - Yeni Kalemler
   
 HAKİKAT OLAN ÖLÜMDÜR GERİSİ İSE DETAYDIR/ Muzaffer Günay

HAKİKAT OLAN ÖLÜMDÜR GERİSİ İSE DETAYDIR/ Muzaffer Günay
 Yazı Boyutu

 Tarih : 28.07.2011 - 16:46:22


Henüz elli yaşını sürüyordu Rıdvan kardeşim. İsmi gibi meleksi bir insandı. Rıdvan, Cennetin Kapısını Bekleyen Melek olduğuna göre, böyle düşünmem yadırganmamalı. Edebiyat Öğretmeni idi Rıdvan Gök. Uzun yıllar önce kendi isteğiyle...

 

RIDVAN KARDEŞİMİZİN ARDINDAN...
HAKİKAT OLAN ÖLÜMDÜR GERİSİ İSE DETAYDIR

Yazar : Muzaffer Günay

Tarih boyunca sayısız şair, düşünür, filozof, “ölüm” teması üzerine çok düşünmüşler, çok yazmışlar ve bu minval üzere de İsrafil’in (tabiat olayları ile görevli dört büyük Melek’ten biri) Sûr’a üfürdüğü son saniyeye kadar devam edecek iş bu ameliye.

            Taa bidayetinden bu tarafa, din bilginleriyle felsefecilerin ölüm teması hakkındaki görüşleri birbirinden çok farklı olmuştur, olmaktadır. Ölüm gerçeğini, tamamen akıl sınırları içinde izah etmeye çalışan filozoflara karşılık, din bilginleri, ölümü müteal (fizik ötesi, aşkın) yorumlarla izah etme yöntemini tercih etmişler ve etmektedirler.

            Ölüm kolay kabullenilebilir bir hadise değil elbette. Aslı toprak olan insan, bir damla sudan nasıl yaratıldığını pek fazla merak edip düşünmezken, esasında asla kaçamayacağı ölümü daha doğrusu ölüm duygusunu unutmak için bin türlü yöntem uydurmuş ve uydurmakta ise de bunların hiç biri, ölümü unutturmaya yetmemiştir. Yetmeyecektir de.

            Ölüm bir hakikattir ve Peygamberimiz’in buyurduğu üzere “ağız tadını bozar.”

            2 bin sene yaşayan Hz. Adem de, 950 sene yaşayan Nuh Peygamber de ölüm hakikatini yaşamışlardır.

            Her şey zıddı ile kaimdir. Yaş-kuru, hayat-ölüm, sıcaklık-soğukluk, gece-gündüz vb… Sadece Allah’tır ki, ne aynısı, ne gayrısı vardır. O’ndan başka canlı ve cansız her şey (melekler de) eninde sonunda ölecektir. Daha net bir ifadeyle söylersek, yaratılan her şey ölümlüdür.

            Kur’an-ı Kerim bu gerçeği şöyle tanımlar: “Her nefis, (canlı cansız her yaratık) ölümü mutlaka tadacaktır.”

            Zerreden küreye, habbeden kubbeye her şey, eceli geldiğinde (takdir edilen ömür) yok olacaktır.

            “Her ümmet için bir ecel vardır. Ecel geldiği zaman, artık ne bir saat geri de kalamaz, ileri de gidemezler..” (Yunus/49)

            İnsan ve cinlerin dışındaki yaratıkların ölüm algısı olmadığından ölümle ilgili her hangi bir tepki vermeleri de yaratılışları gereğince mümkün değildir.

            Ölüm teması, insanı en fazla bir yakınını kaybettiğinde meşgul eder. Bir zaman sonradır ki, bu yorucu meşguliyet yerini normal hayata bırakır.

            Ölümü bir türlü kabullenemeyenler, onu unutmak ve hatta hiç hatırlamamak için çeşit çeşit bahanelere sarılırlar. Ölümü çağrıştıran her türlü uyarıcıdan kaçarlar mesela; cenazelere katılmazlar, baş sağlığı dilerken bile çarçabuk geçiştirmenin zavallılığına düşerler. Ne var ki, bu boş ve anlamsız bir sığınma arayışından öteye geçmez. İnsanoğlu, Kaf Dağı’nın ardına da kaçsa, saati dakikası geldiğinde Ölüm Meleği (Azrail) gelir ve yakalar.

            Her doğan (yaratılan) mutlaka ölecektir. Bu, değişmez bir kuraldır ki, İslam’da bunun adı “Sünnetullah”tır.

            Göz kapatmakla ışık kaybolmaz. Yani gerçek gerçektir, değiştirilemez.

            Ölümden kaçmaya çalışmakla insan, sadece kendisini kandırmış olur, o kadar.

            Doğru olansa, her insanın kendi inanışı kendine olmakla birlikte, ölüm sonrasına hazırlanmaktır.

            Kimi büyük dehalar ölümü hiç de kaçılacak, korkulacak bir fobi olarak görmezler.

            Nitekim, son devrin büyük şairlerinden Necip Fazıl Kısakürek, ölümü adeta sevdirir, kabullendirir. Şöyle der:

 

Ölüm güzel şey, budur perde arkasından haber,

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber!..

           Yazıya uzunca bir giriş yapmamın sebebi, üç gün önce çok değerli bir arkadaşımı kaybetmemdir.

            Henüz elli yaşını sürüyordu Rıdvan kardeşim. İsmi gibi meleksi bir insandı. Rıdvan, “Cennet’in Kapısını Bekleyen Melek” olduğuna göre, böyle düşünmem yadırganmamalı.

           Edebiyat Öğretmeni idi Rıdvan Gök. Uzun yıllar önce kendi isteğiyle gittiği Konya Anadolu Öğretmen Lisesi’nde görev yapıyordu. Edebiyat,“edeb” kökünden gelir. O, edebiyat öğretmeni olmanın çok ötesinde, edep timsali bir insandı.  Uzak-yakın, hiçbir kimseyi kırmadığını, incitmediğini söylemeliyim inanılmayacağını bile bile. Çünkü, inanılacak gibi değil. Ne var ki, O’nu yakından tanıyanlar, benim kanaatime aynen katılacaklardır.

            Rıdvan Gök kardeşim, 1990’ların başlarından ortalarına kadar, Ulubey İmam Hatip Lisesi’nde, bendeniz de Ulubey Lisesi’nde aynı mesleği ifa ediyorduk. Çok sık görüşürdük. Çok yakın bir dostu olarak, ömrümde, O’nun kadar nazik, beyefendi ve gönül dostu insan pek az gördüm diyebilirim.

          Tüm öğretmen arkadaşları ve öğrencileri, kendisini örnek alırdı. Öğrencileri arasında ayırım gözetmez, fakat zeki olanların bir basamak daha yukarı çıkması için kendini nerede ise heder ederdi. Öğrenci yetiştirmeyi ibadet kabul ederdi.

            Konuşması, yürüyüşü, oturup, kalkışı, insanlarla münasebeti, daima edepli Edebiyat Öğretmeni bilinci ve sorumluğu çerçevesinde idi. Bana kitap çalışmalarımda çok yardımcı olurdu. Oğlumun da (Murat Selman) öğretmeniydi. Çok büyük hakkı ve emeği var oğlumda. Ödenecek gibi değil üstelik. Yalın anlamıyla bir gölge gibiydi. Sessizdi, sakindi; kızıp köpürmezdi. Başkalarının aleyhinde konuşmaz ve konuşturmazdı. Seneler sonra Oğlum Konya’da üniversitede okurken, orada da kol kanat germişti sanki öz evladıymışçasına.

            Buralara küsmüştü. Yahut küstürülmüştü. Konya’ya gitmeyi işte bu nedenle tercih etmişti. Küstürülme sebebini en yakından bilenlerdenim. Şöyle: Ordu Fen Lisesi veya Anadolu Öğretmen Lisesi’ne geçmek istiyordu. Ne var ki, girişimleri sonuç vermeyince, şiddetli bir hayal kırıklığı yaşamıştı. Çok geçmeden normal yollardan Konya’ya atanmak için müracaat etti ve kısa zamanda da tayini çıktı.

          Konya’ya gittikten sonra da iletişimiz kesilmedi. Bir keresinde, ziyaretine gitmiştim de öyle memnun olmuştu ki.. Ayrıca, yaz tatiline geldiğinde zaman zaman görüşür, sohbetleşirdik.

            Çok okurdu. Diplomalı bir Edebiyat Öğretmeni değil, sahiden ve sahici Edebiyat Öğretmeni idi.

            Ulubey’de iken MEB tarafından Kırgızistan’a görevli olarak gönderilmişti. Orada 9 ay kadar kaldı. O uzak ülkeden, bendenize yazdığı mektupların her biri birer belge niteliğindedir.  Gerek makale ve fıkra türü yazılarım olsun, gerekse kitaplık çaptaki çalışmalarım olsun, kendisinden, okumasını ve yardımcı olmasını istediğimde hiç yüksünmezdi. Hatalarımı edepli bir dil ve üslupla yüzüme söylerdi.

            Uzun seneler önce, büyük bir emekle hazırladığı “Ordu Ağzı Yerel Kelimeleri” adlı gayet derinlikli ve nitelikli çalışmasını değerlendirmem ve istifade etmem için bana teslim etmek alicenaplığını göstermişti. Ki, bu çalışma elimdedir ve inşallah yayınlamak nasip olur.

            Merhum Sıtkı Çebi, merhum Av. Cavit Kalpaklıoğlu, Nuri Kahraman, Gökhan Akçiçek, Av. Necati Kırış, Selçuk Küpçük, Rıdvan Gök ve ben.. biz bir gruptuk. Sık sık bir araya gelirdik. Mekan olarak, neresi rast gelirse. Bir yazıhane, (ki daha çok rahmetli Cavit abinin yazıhanesi) Yelken Kulüb’ün yanıbaşı, Yakamoz Çay Bahçesi.. Seyrek olarak da şehir dışında (yaz günleri tabii) uygun bir doğal ortam.. Çok bereketli sohbetlerimiz süslerdi vaktimizi. Hiç öyle lakırdı türünden zaman tüketmezdik. En son aziz kardeşim Rıdvan Gök ile bu grubun üç güzel insanı göçtü bu dünyadan. Ve… Bıraktıkları boşluk doldurulamadı. Bir başka ifade ile, her an boşluklarını hissediyoruz.

            Takdir-i İlahi, en verimli çağında aldı bu fani dünyadan Rıdvan kardeşi.

            Elim bir kaza ile aramızdan alınarak Ahiret’e götürüldü.

            Tatilini geçirmek için köyüne (Merkez Uzunmusa) geldiğinin ertesi günü (12 Temmuz Salı) kirmit toplamak için girdiği fındık bahçesinde dolaşırken iki- üç metre yükseltili kehten düşerek vefat etti. “Ne bir saat ileri, ne bir saat geri..” ölüm şekli, ecelinin bahanesi.. Kaderi böyle imiş demek ki.

            Çok kalabalık bir cemaati vardı. Daha önemlisi, nezih bir cemaatti. 10 sene kadar görev yaptığı Doğankent (Giresun) ve Konya’dan sevenleri, kardeşleri saydıkları Rıdvan Gök’ü uğurlamaya gelmişlerdi.

            Rıdvan’ın bir diğer anlamı da “Razı olmak”tır.

           İnanıyor ve diliyoruz ki, Allah’ın razı olduğu kullarındandır inşallah güzel insan.

            Cemaatin büyük çoğunluğu namazdan sonra ayrılmayarak defin sonrasına kadar kaldı.

            Baba evinin alt kısmındaki cennet yeşili bahçede geçici (ebedi değil, elbette geçici) istirahatgâhına tevdi edildi.

            Tekbirlerle, dualarla, göz yaşları ile..

            Öyle ayyuka çıkan feryatlar, kulakları delen figanlar duyulmadı. Gönüller ağlarken hazin hazin, göz pınarlarından süzülen keder gözyaşları toprağı ıslattı.

            Saçı başı yolarak, duvarları yumruklayarak, uygunsuz sözlerle bağırıp çağırmakla bir şey kazanılmış olmaz.

            Ben, “erken ölüm” demek yerine “ani ölüm” demeyi yeğlerim. Ani ölümler, insanı daha fazla üzüyor doğal olarak.

            Ayrıca ve özellikle belirtmekte yarar var; “erken”, “geç”, “zamanı” gibisinden nitelemeler, göreceli olup üstelik, Nebevî anlayışı da uygun değildir.

            Nitekim, Hz. Peygamber, kızı Hz. Fatıma dışındaki tüm evlatlarını sağlığında kaybetmiş olup hiç birine yırtınarak, feryad ederek ağlamamıştır. Ama, bir insan ve bir baba olarak yaşın yaşın ağlamıştır.

            Netice olarak, hayatım boyunca herkes gibi uzak, yakın bir çok akrabamı, dostumu, arkadaşımı kaybetmiş birisi olarak söyleyebilirim ki, gerçek bir Allah dostu olduğuna inandığım bu can kardeşimin ani vefatına çok üzüldüm. Riya olmasın, bilhassa namazdan defin sonuna kadar, gözyaşlarımın sel-sebil olmasına mani olamadım.

            Hele kabre konurken ki yaşadığım hissiyatı tarif edemem. Bir an için, “Hayatın manasız, boş, bomboş olduğu” duygusuna kaptırdım nefsimi. Fakat, Yüce Kur’an’ın, hayatın hiç de öyle manasız olmadığını, aksine imtihan için bu fani aleme gönderildiğimizi, ölümün bir yok oluş değil, bir yeniden doğuş olduğunu haber verdiğini düşünerek kendime döndüm.  

            Annesi, eşi ve çocukları başta olmak üzere, ağabeyleri Şener Bey’e (Ordu Belediyesi Konservatuvar Öğretmeni), Coşkun Bey’e (TRT Sanatçısı), kardeşi Kurmay Albay Şafak Bey’e, diğer kardeşleri ile tüm yakınlarına ve dostlarına Allah’tan sabr-ı cemil niyaz ederken, Rıdvan kardeşe de vasi rahmetler diliyorum.

            Ruhu şad, mekanı cennet olsun!..

Kaynak: http://www.orduolay.com.tr/article.php?id=998


  Editör :  Rıdvan GÖK

753 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 45 Puan Verildi
 Kaynak :  Aytaç AYDIN

 Kategori ¬ Biyografi

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 13
 Bugün : 21
 Dün : 29
 Toplam : 79409
 Ip No : 54.92.160.119
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 5.6134 5.6235
  Euro 4.9816 5.0145
 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.