Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Köşe Yazısı - SİTEM-İ UŞŞAK - Yeni Kalemler
   
 

Doğan KARA ¬

Doğan KARA

 SİTEM-İ UŞŞAK

SİTEM-İ UŞŞAK
 Yazı Boyutu

 Tarih : 04.08.2011 - 01:45:48


Söyle sevgili, neyi, kime şikâyet edeyim? Hazret-i Pirin dilinden, bir neyin şikâyetini mi dinleyeyim? Ama ben de biraz ney gibiyim. Hikayetimde ince bir şikayetin sızısı gizli. Bir firkat ve iştiyak derdini dillendirip vuslattan dem vuruyorum.

 

SİTEM-İ UŞŞAK

 

       Gecenin büsbütün inmeye başladığı ve cihanın simsiyah bir örtünün altına sakladığı bir zamanda, sahura değin gönlüme düşen bir korun parçalarıydı bu şiir. İsmini; âşıkların nefes-i ateşininden gelen bir sitemden, bir yakarış ve feryat ediş halinden, biraz da tahammül hudutlarının zorlanmasından alıyor. Âşık öyle bir halde ki gönlünde yanan ateşlerin dumanı “Ah!” nidasıyla dilinde hayat buluyor ve çıkan ses, aşkın sert duvarlarına aksediyor. Hani Nabi Efendi diyor ya “Sitem hep aşinalardan gelir, bigâneden gelmez.” diye. İşte sevgiliye aşina olan ve bir lahza olsun onsuz olamayan âşık; biraz da haddini aşarak sevgiliye halini arz ediyor, bütün samimiyetiyle kalbinde hissettiği sitem duygularını cananına açıyor. Ama adeta canını ortaya koyuyor, sanki can veriyor. Biliyor ki sitem etmek, âşıklığın harcı değil; sevgili uğrunda yanan âşık, kabullenişin mümessili olmalı, isyana temayül etmemeli ve bir kulun teslimiyetiyle sevdiğine bağlanmalı.

      Hani Yavuz Padişah’a aşkından çektiği elemi anlatan cariye var ya, hani çöllerde dağlara taşlara sitem eden Mecnun var ya, hani mumun etrafında ruz-i mahşere dek dönmek dururken ateşin tadını merak eden pervane var ya; işte bunlar aşkta olmayacak sitem halleridir. Ama aksi de mümkündür. Cariye’nin cesareti, Mecnun’un aşk için ettiği dua ve de pervanenin korkudan bunca ırak duruşu; kâinatta olduğu gibi aşkta da çoğu şeyin zıttıyla baki olduğunu gösterir. Ve bu dörtlükler, bu serzenişlerden sadece biridir.

 

Aşk-1

Zahm-ı aşk ile dil-i suzanım sad paredir

Bu sitemler bana bigâne kalan yâredir

Ravza-i kuyunda istima etmedi ahım

Bu sitemler derdime agâh olan yâredir

 

        Ah sevgili!  Bil ki dem be dem senin aşkınla çarpan bu kalbim, heyecandan göğsüme vurdukça aşk yarası ile yanık bir halde yüz parçaya ayrılıyor. Bir cam parçası gibi, duvarlara çarpa çarpa kırılıyor. İşte elimde olmadan ettiğim bu sitemlerin sebebi budur ve elbette ki aşığına bir yabancı gibi duran sevgiliye aittir. Güzelliğinin yansımasıyla cenneti andıran mahallende sabahlayıp, gönül ateşimden çıkan dumanların ahıyla kapına dilenci olarak her gelişimde sen, benim sesimi hiç işitmedin. Gülün, geceleri bülbülün feryadına sessiz kalışı gibi sen de benim feryadıma sessiz kaldın.

       Ey sevgili! Sen, uğruna canını adayan bu bendeye ölümden başkasını reva görmedin. Kapısına geldikçe kapıları yüzüme kapatan sevgili! Ağzımdan küfre benzer bir şekilde çıkan bu sözler, bana habersiz olan yâredir. Yani elbette sanadır. Hani hiç duymadın ya sesimi ve bana da hiç duyurmadın ya sesini, işte şimdi işitme vakti. Duy sesimi!

 

Aşk-2

Pervane kesildim ziyasına şem-i canın

Per vurdum cezbe ile yaklaştıkça mekânın

Yanarak eyledim şulesine canım feda

Amma pür-sükût olmadım kesmedim efganım

 

       Can mumunun ziyasına, onu gördüğüm ilk andan beri pervane kesildim. Aşkın ufuklarının zifiri karanlık olduğu bir gecede, keskin oklar gibi sineme saplanan ışık huzmeleri beni kendine, ellerimde tuttuğum irademi unuttururcasına çekti. Yaklaştıkça yaklaştım ve ateşi kalbimdeki süveyda merkezinde hissetmeye başladım. Ateşin tadını merak ettim, hafif bir darbeyle kanadımı dokundurdum. Hissettiğim tat yetersizdi, yeri geldi kor ateşlere atıldım ve senin mumunda yanarak can verdim.

    Ey sevgili! Bu halimi gör ve yaşadıklarımı anla. Ben senin ateşine canımı feda ettim. Ölümün ağırlığıyla susmam gerekirdi. Hayır, susmadım. Bülbülün pare pare olmuş sinesine rağmen aşk neşidelerini devam ettirmesi gibi ben de figanlarımı kesmedim.  İsmini bir duayı anar gibi zikrettim. Bu benim ilk sitemimdi.

 

Aşk-3

Ol ser-i kuyunda dem-be-dem eyledim güzar

Lakin derd-i melâmet ile olmadım bizar

Beni mecnunleyin etmiş iken âleme rüsva

Bir kerre zahir olmadı ol serv-i hoş-reftar

 

     Ey sevgili! Sen perdeni aralayıp yoldan geçen dilencilere bakmazken, ben o varlığınla şereflendirdiğin diyarında bir baştan diğer başa hiç durmaksızın dolaşıyordum. Adeta haneni tavaf ediyor, su arayan bir bedevi gibi gönlümü serinletecek olan suyumu yani seni arıyordum. Kabul etmek gerekir ki çok yoruldum. Ama melâmet hırkasını giyerken yani kınanmışlığın derdini köşe bucakta duyarken bulunduğum halden hiç yakınmadım, şikâyet etmedim. Biliyordum ki bu melâmet, aşk için yollara düşmüş bir bendeye atılan kötü sözlerden ibaret değildir. Bu dert, Mecnun gibi bedenden sıyrılıp tamamen yâre ulaşmanın ilk şartıdır. Ve aşk imtihanında, sevgili için nefsanî olan her duygudan geçildiğinin en büyük emaresidir. Hem neyi, kime şikâyet edeyim? Hazret-i Pir’in dilinden, bir neyin şikâyetini mi dinleyeyim? Ama ben de biraz ney gibiyim. Bir firkat ve iştiyak derdini dillendirip vuslattan dem vuruyorum.

      İşte ben, böyle sefil bir halde adeta Mecnun gibi âleme rüsva edilmiş iken sen; hoş yürüyüşlü bir serviyi anımsatarak bir defa olsun bana görünmedin. Hani Mecnun, zincire vurulmuş bir ceylanın azat ettirirken onun yerine kendini zincire bağlıyordu ya, işte ben de senin uğrunda öyle bir esaretin içindeydim. Ama sen, bana suretini bahşederek hiç gönlümü sevindirmedin. Bil ki bu zulmün beni hürriyetimden etti.

Aşk-4

Uzar fecre değin kıssa ki şeb-i yeldadır

Vuslat… Ah o vuslat ki âşıklara cüdadır

Biz ehl-i dertteniz, elemdir itikadımız

Yek canımız an-be-an ism-i aşka fedadır

 

   Ah Sevgili! Yar sevgili!  Aşkın kıssasının, Mecnunların Leylaların, Mumların Pervanelerin destanının anlatıldığı o en uzun gecede, kelamımız fecre değin sürer. Anlatılacak o kadar çok şey var ki… Hani diyor ya şair, “Ta ki Mecnun bitirir nutkunu Leyla söyler” İşte gecenin uzunluğu karanlığın fazla sürmesinden değil, âşık ile maşukun devreden sohbetlerinin namütenahi bir boyuta ulaşmasından kaynaklanıyor.

    Ey sevgili! Senden uzaktaysam hala, bil ki bu benim senden uzakta nefes almam yüzünden değil; vuslatın âşıklara cüda kılınmasından dolayıdır. Kavuşmanın hayali bile âşıklık töresine aykırıdır. Âşık ancak sevgilinin hayaline kavuşmayı düşleyebilir. Hani Nabi Efendi diyor ya “Hayalinden gelir gam hatıra cânâneden gelmez.” İşte aşığa gam, ancak sevgilinin hayalinden gelebilir, âşık canana değil ancak hayaline kavuşabilir. Efendimiz bile Rab’inin katına yükseltildiğinde, tam anlamıyla olmasa da bir visal anında aralarında Kabe Kavseyn kadar mesafe yok muydu? Kim bilir belki; visalin aşkı azalttığı ve iştiyakı körelttiği düşüncesi, aşkta bu hali zaruri kılmıştı veya sevgilinin ulaşılmaz ve erişilmez oluşuydu bu duruma sebep.

       İşte sevgili! Bu yüzden aşığın yolu ve aşka olan inancı; elem diyarından, türlü hüzünlerden ve bülbülün kanıyla sulanmış yaslı hazanlardan geçiyor. Ama her şeye rağmen bir canımız varsa o da  “Aşk” ismine feda olsun. Gönlümüz böyle huzur bulsun.

 

 

 

“*Belâ dildendir ol dildâr elinden dadımız yoktur
Gönüldendir şikâyet kimseden feryadımız yoktur”

 

 

Doğan KARA

 

 

 

*Bela derdi ancak gönüldendir. Bu yüzden sevgiliye karşı bir düşmanlığımız olamaz. Şikâyet ediyorsak da gönlümüze kızdığımızdandır. Yoksa kimseye feryat etmiyoruz.


634 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Yazıya Toplam 35 Puan Verildi
 Kaynak :  Doğan KARA

 Kategori ¬ Köşe Yazısı

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Yazara Ait Diğer Yazılar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 1
 Bugün : 89
 Dün : 76
 Toplam : 115719
 Ip No : 35.175.180.108
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

Bilgilere Geçici Olarak Ulaşılamıyor.

 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.