Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
İnceleme - SAVAŞ(AMAY)AN / Cemilenur BAYRAM - Yeni Kalemler
   
 SAVAŞ(AMAY)AN / Cemilenur BAYRAM

SAVAŞ(AMAY)AN / Cemilenur BAYRAM
 Yazı Boyutu

 Tarih : 23.05.2011 - 11:34:39


Doğan Cüceloğlu, psikoloji alanında tanınmış bir öğretim görevlisi ve çok sayıda kitap ve makale yayınlamış bir yazar. Cüceloğlu, Savaşçı adlı bu kitabında, alışılmışın dışında ...

 

SAVAŞ(AMAY)AN

Doğan Cüceloğlu, psikoloji alanında tanınmış bir öğretim görevlisi ve çok sayıda kitap ve makale yayınlamış bir yazar. Cüceloğlu, ‘Savaşçı’ adlı bu kitabında, alışılmışın dışında –şahsi fikrim- sürükleyici olması düşüncesiyle, söyleşi, soru- cevap tarzını kullanmıştır. Hatta serüvenin süreceği belirtisiyle, kitap beklenmedik bir zamanda, garip bir olayın vuku bulmasıyla bitmektedir. Yazar, kitabında, konu edilen savaşçı normlarını, on bir başlık altında ele almıştır; arayış, uyanış, niyet, geleceği yaratmak, güç, sorumluluk, ölüm bilinci, değişim, bitmemiş işler, savaşçı olmak için, devam edelim. Kitabın konusu, bir seminer sonrası –yazarın ifadesiyle- kapıda kendisini yakalayan, Arif Öğretmenin iç çatışmalarını, kendisini mutsuz, aptal gibi hissedişini ve istediği mesleği seçtiği halde, şu anda kaybolmuş hissine kapılmış oluşudur. Tüm bunlara, psikolojik yöntemlerle çözüm arayışı anlatılmaktadır kitapta. Arif Öğretmen, Doğan Bey’den yardım ister. İkisinin sohbetlerinde, gücünün, niyetinin, sorumluluğunun, kişisel bütünlüğünün, varlığının bilincinde olan, kendi hapishanesinin farkına vararak bu hapishanenin anahtarını kendi bilincinde bulan ve özgürlüğe kavuşan bir savaşçı kişilik tüm yönleriyle çizilir.
 
Kitap E.E.Cummings’in  “Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!..” sözüyle başlıyor. Kitabın adı olan savaşçı sözü bu anlamda bir savaşçıyı ifade ediyor. Tüm kitaba konu olan bu söz ve savaşçı üzerinde biz de durup biraz düşünelim. Benim düşünceme göre, savaş sözcüğü burada keskin bir anlam ifade etmektedir. Savaş; cenk, cihat, çarpışma, harp gibi anlamlara gelmektedir. Savaş, bir süre sonra biter ya mağlup olursunuz ya da galip. Hayat böyle kesinlik içermemektedir, bir meydan muharebesi değildir. Bence, Hayat bir mücadeledir, yani, boğuşma, didinme, çalışma, gayret, çaba, emek anlamlarına gelir. Bu yüzden ben,  savaş sözcüğü yerine ‘mücadele’ kullanımını daha yerinde buluyorum. Peki, neyin mücadelesidir hayat? Ya da yazara göre, hayat neyin savaşıdır? Yazarın üzerinde durduğu esas belli; sizi diğerlerinden farksız yapmaya çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilme savaşı, ‘mış gibi’ yaşamlara girmeden, kendi yaşam dansını yapabilme savaşı. Bana göre ise; hayat bir mücadele, iyi ve kötü arasında. İyi olma ya da kötü olmama çabası. Peki, nedir iyi veya kötü? Ya da kime, neye göre belirlenir? Soruları gelebilir aklımıza.
 
Sahip olunan, evrensel iyi-kötü değerleri vardır. Bu evrensellere muhalefet edip, o değerleri tartışmaya ihtiyaç yoktur bence. Bunun adı ‘mış gibi’ yaşamak değildir. Asıl bu değerlere karşı çıkarsak, bu durum münferitlik olur. Hatta yukarıdaki söze –kendin olarak kalabilme- göre, benliğini yüksek bir yere oturtup, sınır olarak yine kendini belirlemektir. Buradaki aşırı kendilik, egoyu vurgulamaktadır.  Çünkü insan bütünün bir parçasıdır, kendini ondan soyutlayarak hayatta kalması mümkün olmaz. Fakat kişinin kendi prensipleri, sağlam karakteri, karar verme mekanizması olacaktır ki, bütünde anlamlı bir parça olsun. Rüzgârın önündeki yaprak misali, herkes nereye, ben de oraya düşüncesinde olmamalıdır, aksi takdirse bu kimlik problemi oluşturur; kişi kendinin farkına varamayıp, kendinden uzaklaşır, kimlik karmaşasına girip, kendini tanı(ımla)yamaz.  Kişi, iyi-kötü değerlerini belirlemeli ve hayat mücadelesini bu temeller üzerine kurmalıdır. Ki, - yazarın görüşünün aksine - benim düşünceme göre, insanlar zaten bu olgulara sahiptir. Fakat yazar,  insanların boşluk içinde kıvranmalarına rağmen, farkında olmadıklarını, arayış içinde bulunan insanlara pek rastlamadığını ifade etmektedir.
 

Kitabın adı olan savaşçı sözü, bu anlamda bir savaşçıyı ifade ediyor. Anlamını yitiren bir yaşamda, ‘ben kimim?’ sorularıyla başlayan bir arayıştan bahsediyor başlangıçta. İçinde bulunulan sorunların, felsefi boyutları kavranmadıkça, hayatın anlamının bulunamayacağı belirtiliyor. Felsefi boyutlar kavranmış olacak ki, yazarımız, danışmanının, gözlemleyen ben ve gözlemlenen ben arasındaki farkı görüp, onun gözlemlenen şeyin içinde hapsolduğunu, böyle bir hapishanede olduğu sonucuna varıyor. Ve işte can alıcı noktamız, hapishanede olduğunuzu farkettiğiniz an, ‘Savaşçı’ olma yolunda ilk adımı atmış oluyorsunuz. Ben bu duruma aykırı olarak, şu düşüncedeyim; insan arayış içinde olmalıdır, çünkü ancak arayış içinde olanlar bulduklarını anlayabilirler. Fakat bu durum, felsefi düşünceye nazaran, rasyonel düşünceyle olur –hayatın manasını yitirmeksizin- aklın yolu birdir. Kişi var edilme amacını, kimliğini aramalıdır, ama bu durumun oluş zamanı sanıldığı gibi hayatın anlamsız hissedildiği demde değil, aksine tam da anlamına kavuştuğu zaman dilimindedir. Yani, akil baliğ denilen dönem, kişiliğin oluşumu zamanıdır. Bahsi geçen, hapishaneye hapsolunma durumu da söz konusu değildir, kişi akılcı arayışı ve sonunda bulduğu mantıki yaklaşımlarıyla, özgün ve nitelikli bir yaşayış sahibi olur. Hayatı ruhların kafesi olarak göstermek ne derece doğru ki? Dünyayı bir hücre olarak görmemek ve bu hücreden bilinci kurtarmaya çalışmak ve bunun için savaşmak niye? Savaş niye? Savaşarak kimse mutlu olamaz. İnsanın kendi düşünceleriyle savaşması, psikolojik sorunlar doğurur. İki kişinin bir köşede yaptığı sohbete milyonları kulak misafiri ederek, kitlelerin de bundan etkilenerek hayatlarını değiştirmesini ummak gaflet bence. Kimse insanları yönlendirmeye çalışmamalı, eğitmeli. Fakat ruhlar eğitilemez, sadece rahatlayıp huzura kavuşturulabilir.

İnsanoğlunun bazen içine düştüğü karmaşık durumlar olabilir. Yüreğinde sıkıntılar vardır ve hiçlik, anlamsızlık hislerine kapılabilir. Ruhundaki acı, yavaş yavaş bedenine sirayet etmeye başlar; yitip, gitmenin eşiğine gelmiştir. Fakat bu durumun çözümü, bir zırha bürünüp, kendimizle, sorunlarımızla savaşmak değil, onları yenip, kişiliğimizi yeniden yaratmak değildir, ya da bir savaşçı yaratıp, onun içine girip, onla bütünleşmek olamaz. Çünkü soğuk algınlığına uğrayan kişi üşüttüğünde, çaresi ısınmak değildir. Yapılması gereken, bu durumun zıddı, yeni bir durum oluşturmak olamaz. Şifasını aramak gerekir ve mümin de şifasını aramakla mükelleftir. Moralli, pozitif düşünmeye çalışmalı, beynin olumsuz düşünceler salgılamasına engel olmalıdır. Çünkü insan, nasıl olması gerektiğinin bilincindedir. Özüne dönüp, kendi değerlerine bağlanmalı, savaş dünyasında değil, gönül dünyasında olmalıdır. İçinde bulunduğu bu lütuf ve ihsan dairesi, bütün olumsuzlukların üzerini örtmeye ve bütün eksiklikleri telafi etmeye yetecek kadar büyüktür, geniştir.

Anlamlı ve coşkulu bir yaşam için savaşçı olma düşüncesi, toplumsal, kültürel, sosyal değerleri yıkan ve amiyane tabirle ‘insanları gaza getiren’ bu kişisel gelişim fikirleri, kişilik bozukluklarının asıl temelidir bence. Bu durum, kendi kendine yetebilirlik düşüncesine sokar kişiyi, bunun sonucunda narsistik duygusuna bürünülür. Neden sonra öyle bir vakayla karşı karşıya kalır ki, ne yapacağını bilemez, küçük dağları yaratan kendisi bu olayla başa çıkamayınca, küçük bir durum, kişiliğinde büyük bir özgüvensizlik ve cesaretsizlik deliği açar. Bunun sebebi; kitaptan alınan bilgilerin aşırı uçucu olmasıdır. Bu yüzden, biz bunları hayattan ders alarak öğrenmemiz gerektiğini anlıyoruz. Ben kitabı okurken bu sonucu çıkarmıştım, çünkü kitaptaki tüm yazılanlar, hayatta farklı şekillerde çıkar karşımıza.  Bu nedenle, bu ve bu tür kitapları okuyacağımıza, hayatta gözümüzü daha çok açalım ve daha çok düşünmeye çalışalım.

Kitapta can sıkıcı bulduğum başka bir hususta; sürekli yabancı milletlerden örnek verilmesi. Bu, okuyucuya diğer milletlerden daha kötü durumda olduğunu her defasında hatırlatması ve örneklerle belirtmesi aşağılayıcı ve bir toplum bilimciye yakışmayacak tarzda bence.

Sonuç olarak; Savaşçı adlı kitap ve çizilen savaşçı resmi, içinden çıkılmaya çalışılan bir durumdan, farkında olmadan başka bir sosyolojik çöküntüye götürüyor insanı. Daha kaliteli ve özgün eserler beklemeye itiyor. Ancak, Savaşçı’nın içerdiği, gündelik hayatta defalarca yaşadığımız ve çözüm bulamadığımız olayların tekrardan hatırlatması ve çözümün, kendine özgü toplum genellemesi üzerinden gerçekleştirmesi itici. Yaşadığımız topluma çok yakın değil, tam aksine kişisel yorum ve deneyimlerini kendi gözüyle anlatması hoş değil, yönlendirme var bence, bu durum beni rahatsız ve mutsuz etti. Doğan Cüceloğlu’ndan daha bilimsel kitaplar bekliyoruz. Onca yılın emeği bir kenara atılmamalı, umudumuz;  biraz daha idealist davranması ve yeni teori ve bilimsel bulgular içeren eserler yayınlaması.


  Editör :  Rıdvan GÖK

2212 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 35 Puan Verildi
 Kaynak :  cemilenur

 Kategori ¬ İnceleme

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 1
 Bugün : 41
 Dün : 79
 Toplam : 67702
 Ip No : 54.80.68.137
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 4.4652 4.4732
  Euro 4.0153 4.0419
 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.