Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Biyografi - KİTAP: HAYALİN DERİNLİKLERİ / Cemilenur BAYRAM - Yeni Kalemler
   
 KİTAP: HAYALİN DERİNLİKLERİ / Cemilenur BAYRAM

KİTAP: HAYALİN DERİNLİKLERİ / Cemilenur BAYRAM
 Yazı Boyutu

 Tarih : 15.05.2011 - 22:52:11


Amâk-ı Hayal, Filibeli Ahmed Hilmi tarafından kaleme alınmış, Kaknüs yayınlarınca basılmıştır. Hayatla hayal arasındaki çizgide gezinen, son derece akıcı ve derin tasavvufi bir eserdir.

 

KİTAP: A'MÂK-I HAYAL (HAYALİN DERİNLİKLERİ) / Cemilenur BAYRAM

A’mâk-ı Hayal, Filibeli Ahmed Hilmi tarafından kaleme alınmış, Kaknüs yayınlarınca basılmıştır. Hayatla hayal arasındaki çizgide gezinen, son derece akıcı ve derin tasavvufi bir eserdir. Öz ve kısa bir anlatım var belki, belki binlerce sayfa değil. Ancak, öz’den gelmiş, öz’e hitap edebilmiştir. Amâk-ı Hayal, yirmi üç “fantastik” hikâyeden oluşur. Kitabın ana karakterleri;  Raci’nin, Aynalı Baba rehberliğinde manevi âlemlere yapılan yolculukları anlatılır. Her yolculuk, hepsi birbirinden güzel hikayeler içerir.

Raci, iyi eğitimli, ahlaklı, kendini yetiştirmiş bir gençtir. Çevresinin aksine, hep bilgiyle meşgul olmuş. İşte bu bilgi yığının altında bir gün kalbinin durumunu incelediğinde, acayip bir karmaşa içinde olduğunu görüyor. Küfür ile iman, inkar ile ikrar, tasdik ile şüphe arasında kalıyor, bunalıma düşüyor. Genç Râci hayata dair birçok soru işareti besliyor kafasında, inanç ve felsefe soruları düğüm oluyor beyninin içinde. Bulduğu hiç bir cevaptan tatmin olamıyor. Herkes için normal gelen şeyler ona başka türlü görünüyor. Bu dayanılmaz durumdayken, rahatlamayı sarhoş olup kendinden geçmekte buluyor. Sorunlarını içki ve eğlenceyle unutmaya çalışıyor. Bu durumda mahvolmak üzereyken, bir gün tüm manevi gücünü kullanarak, kendini bu sersemlikten kurtarmaya karar veriyor. Şüphelerini öldürecek delilleri bulmak için araştırma ve incelemeye koyuluyor. Hakikate susamış olan Raci, bir gün mezarlıkta Aynalı Baba ile tanışıyor. Aynalı, mezarlıkta derme çatma kulübesinde yaşayan bir bilge. Üzerinde ayna parçaları yapıştırılarak süslenmiş cübbesi ve takkesi olan meczublara özgü giysi ve davranışlarıyla kendini perdelemiş, bu nedenle toplumdan uzaklaşmış. Raci, onun bu görüşünün altında, hakikat bilgisine ulaşmış, varoluş gerçeğini kavramış bir filozof olduğunu anlar. Onun bu zenginliğinden istifade etmek ister ve Raci ile Aynalı Baba’nın birlikteliği böylece başlamış olur. Ruh ve madde âlemi arasında varlığın hakiki manasını arayan Raci’nin ontolojik sorularına cevap aramaya koyulurlar.

Aynalı Baba ve Raci' nin hem çalınan ney eşliğinde -buradaki ney tesadüf olarak seçilmiş bir enstrüman değildir, tasavvufta ney insanı simgeler.- hem de esrarlı ot sayesinde, - ve tabi ki cezvede pişen kahveyi de unutmamak gerek - çıktıkları sırlı yolculuklar anlatılır. Raci’nin kafasındaki sis perdesi, bundan sonra yavaş yavaş dağılır ve bizleri de tadına doyamayacağımız heyecanlı bir yolculuğa çıkarır. Raci'nin, hayalin derinliklerinde, hiçlik zirvesinden Zerdüşt'ün diyarına, Kaf ve Anka'ya, oradan da İlahi aşkın nuruna doğru yaptığı bu manevi yolculuklarda, bizler de tasavvuf deryasının sırlarına doğru kanat çırpmaya başlarız. Fakat, eser, hikayelerin zaman zaman Hakkın hakikatine bağlaması açısından, felsefeyle yoğunlaştırılmış bir roman olarak nitelendirilemiyor,  manzum yazı niteliğini de taşıyan, ve daha çok tasavvufa meyleden, kelam bilgisinin sınırlarının aşıldığı ütopik bir yapıt oluyor.

 

Gerçekleri rüyanın derinliklerinde bulan genç, sorunlarının çözümünde, hakikat bilgisine ulaşma yollarındadır.  Raci’nin, ruhi deneyimleriyle,  Hintli bir çocuk, bir müezzin (Ayasofya), Hint padişahının oğlu, Çinli bir talebe, tek gözlü, tek kollu, tek bacaklı bir yaratık olan serüvenleri, gerçeküstü kentlerde geçer.  Her bir manevi yolculuk; mekân, kişi ve temaları bakımından farklılık göstermektedir.  Böylece kitap, sanki dokuz öyküden oluşan bir eser niteliğindedir.  Hikâyelerden ikisini paylaşmak istiyorum.

Zerdüşt hikâyesi akıllara zarar bir güzelliktedir. Olgun insan (İnsan-ı kâmil) olabilmenin ne tür tuzaklarla (nefsin tuzaklarıyla) dolu olduğu harika betimlemelerle anlatılmıştır.  Raci kendini İran’da temaşa bayramında zulmetle nurun savaşında bulur. Bu, gerçek bir kendini buluştur, çünkü orada adını ve kim olduğunu öğrenir: o hikmettir. Hürmüz’ün savaşçılarından muhabbeti, Ehrimen’inkilerden de kibir, haset ve şehveti görürüz. Finalde önüne gelen herkesi biçmiş hikmet pehlivan, şehvete esir düşer ve ne Hürmüz’ün ne Ehrimen’in emrindeki aşk hikmeti kurtarır ve zulmetle nur tekrar eşitlenir. Temaşa bayramı biter. Aradaki beyitlerle de tadından yenmez bir hikâye olur.

Bir diğeri ise; Ulular Meclisi bahsi ki, bence kitabın en değerli bölümüdür ve üzerinde dikkatle durmak icap eder. Beşeriyyet mahcuptur ve sorusuna cevap aramaktadır. Sırasıyla; Cenab-ı Halil ( Hazreti İbrahim ), Cenab-ı Kelim ( Hazreti Musa ), Cenab-ı Adem ( Hazreti Adem ), Konfüçyüs, Eflatun (Platon ), Aristo, Zerdüşt, Brahma, Cenab-ı Mesih ( Hazreti İsa ), Hazreti Lokman, Hızır ve nuruyla cümle alemlere şeref vermiş, iki cihan serveri Hazreti Muhammed ( s.a.v )’den cevaplar alır. Beşeriyyetin mahcubiyetle cevap aradığı soru şudur: “Saadet nedir?”    Kâinatın Efendisinin, beşeriyyetin sorduğu “ saadet nedir ? “ sualine cevabı, felsefeden, tasavvuftan ve batıni olmaktan münezzeh; müspet, müşahhas ve muhkem bir nitelik taşır; “ Ey beşeriyet! Saadet, hayatı olduğu gibi kabul edip zorluklarına göğüs gererek ıslahı için çaba göstermektir! ”

A’mâk-ı Hayal, zaman zaman aklın manivelasının zorlandığı sorular sormaktadır ve hepsine de müspet cevaplar verilmektedir. Felsefede mühim olan cevap değil, sual olduğu için A’mâk-ı Hayal' i bambaşka bir mertebeye oturtmak ve o cepheden değerlendirmek gerek. Alt metin olarak, üzerinde düşünülecek çok fazla ayrıntı barındırıyor. Üsluptaki rahatlık, böylesine derin anlamlı bir kitabı bir solukta okutuyor, fakat eser bir kez okunup bırakılacak bir kitap değil. Birçok tasavvufi öğe ile çatılmış kendini bulma öyküsü/öyküleri. İnsanın kendi kişisel yolculuğunun yanı sıra bir kitabın yazıldığı tarihe ve yazıldığı yere, bir de aynı coğrafyada ikamet eden şimdiki metropaganların haline bakınca esere hayran olmamak elde değil. Öyle ki, modernizmin olmadığı bir devirde, post-modern yazılmış bir eserdir. Okunan her cümlede bu kadar yüzeysel yaşıyor olamayız diye hayıflanmalara neden oluyor. Kendini unutmaya çalışanların, kendini bulma çelişkilerinden peyda olmuş uhrevi bir çilenin, belki de hazzın hikayesi. Kesinlikle muhteşem bir eser.

Ahmed Hilmi’nin bütün bir kitapta vermeye çalıştığı ders şu metinde gizli: “Ey avare yolcu! Yürü! Durma, yürü! Bu geçici âlemin zevkleri seni Allah’a kavuşmaktan alıkoymasın. Bu eşsiz manzaraların, bu güzelliklerin hepsi yalnızca bir rüya ve hayaldir. Ey zavallı ziyaretçi! Yürü! Durma, yürü! Yürü, kendi aslına kavuş. Kemalin dereceleri bunlardır. Geçici süs ve gösterişi terk edip, yürü ki, Allah’a kavuşma kadehinden içesin. Yürü ki, yokluk meydanında Allah’ın kudretini ve sırrını göresin.” Söyleyecekleri varmış Filibeli’nin, Aynalı’ya söyletmiş. Duyacaklarınız varsa daha, Raci olabilirsiniz.

 

                                                                                                 

 

 

 


  Editör :  Rıdvan GÖK

2145 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 40 Puan Verildi
 Kaynak :  C.Bayram

 Kategori ¬ Biyografi

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 19
 Bugün : 21
 Dün : 29
 Toplam : 79409
 Ip No : 54.92.160.119
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 5.6134 5.6235
  Euro 4.9816 5.0145
 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.