Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Biyografi - İSMİ MÜCADELE OLAN ŞAİR / Doğan KARA - Yeni Kalemler
   
 İSMİ MÜCADELE OLAN ŞAİR / Doğan KARA

İSMİ MÜCADELE OLAN ŞAİR / Doğan KARA
 Yazı Boyutu

 Tarih : 11.03.2011 - 00:22:07


Bir milleti bin yıldır besleyen topraklar, bir devrin esaretine uyanıyordu. Kara bulutlar sarmıştı bütün yurdu. Kurdu kuşu, taşı toprağı ağlıyordu. Bu ağlayış ki; milletin cümle ferdinin yüreğinde, ...

 

İSMİ MÜCADELE OLAN ŞAİR / Doğan KARA*

 

Bir milleti bin yıldır besleyen topraklar, bir devrin esaretine uyanıyordu. Kara bulutlar sarmıştı bütün yurdu. Kurdu kuşu, taşı toprağı ağlıyordu. Bu ağlayış ki; milletin cümle ferdinin yüreğinde, parça parça koparılan vatan toprağının kederinde ve iman ile titreyen yaprakların üzerindeydi.

 

Vatan, şehit kanına doymuştu ama mücadele istiyordu Türk milletinden hala. Rüzgâr susmuş, ırmaklar susmuş, güneş dahi susmuştu; parlamıyordu artık. Şerha şerha olmuş yürekler bir ses arıyordu Anadolu’da, bir nefes soruyordu köşe bucakta. Bu ses ve bu nefes gönülleri milli mücadelede manen besleyecek ve milleti silahlı bir istiklal mücadelesine yani bir ölüm kalım harbine hazırlayacaktı.

 

İşte tam da o anda, cesareti parmaklarından akan, imanı yüreğinden taşan bir şair, milletinin vicdanından koparak haykırmaya başladı var gücüyle Hakk’ı ve milli mücadelenin haklılığını. İnce ruhu yekvücut olmuş bir milletin kanayan yaralarını görüyor, kuvvetli üslubu vatanın istiklal derdini söylüyordu. Nasıl ki vicdan, eğrileşmeye başlamış ve doğruluktan ayrılan hiçbir teferruatı atlamazsa Mehmet Akif de bıkmadan milli mücadeleyi eğilmez bir doğrulukla dillendiriyor, asla korkmuyordu. “Ağlarım, anlatamam, hissederim söyleyemem;/ Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım.” dese de anlattıkları ve ağlattıkları bir milleti canlı ve diri tutmaya yetiyordu.

 

Bülbülün figanından daha keskin, milletinin vicdanından kopan sillesi, ses getiriyordu insanının dimağından. Onun sesiyle dağ taş, ova bayır mücadelece için haykırıyor, Mehmetçik saf saf istiklal için sıralanıyordu. Bu sıralanış mücadele içindi ama hiç olmazsa millet böylece mahşer gününde hor ve kederli uyanmamaya yemin ediyordu. Milleti mücadeleye yönlendiren bu başarı elbette milli mücadelenin manevi önderi olan Akif’e aitti.

 

“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez./ Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.” diyerek vahtedi sundu firaka meyden yüreklerimize. Milletin topla bölünemeyeceğini; insanlarımız ne zaman ayrılığa yenilirlerse, asıl o zaman milletin kaybedeceğini söyleyerek imanın tevhidini sundu gönüllerimize.

 

“Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak,/ Alçak bir ölüm varsa budur ancak.” diyerek çileyi ve mücadelenin sonunda gelen muvaffakiyeti nakşetti bitap düşmüş dizlerimize. Ümitsizlik adını milletin lügatinden silmişti bu dizelerinde. İnsanın, bir gayenin ardı sıra giderek arzu ettiğine ulaşacağı düşüncesindeydi. Ve bu yolda milletçe bir ayak bağına daha, yani ümitsizliğe yer olmadığını belirtti. Akif, milletçe geçirdiğimiz heyecanlı anlarda; Bursa’nın düştüğünde ve Sakarya günlerinde asla ümitsizliğe yenilmemişti. Asla üzüntü seline kendini kaptırmamıştı. Her zaman ayakta ve dimdik duran Mehmet Akif, milleti de mücadelede böyle dimdik tutmayı başarmıştı.

 

Koskoca bir geçmiş çiğnenirken alçakça düşman çizmelerinde, haysiyeti yerle yeksan olmuş bir milletin konmak istendiği mahbesinde, haykırdı bir gün gür sesi Yıldırım Han’ın mabedinde. “Bu hali görünüz ve anlayınız. İkilikten sakınınız, yeise düşmeyiniz, birleşiniz!”

 

Hepimiz lal kesilmiş, bihal kesilmiş sindirmedeyken bu hadiseyi, durur mu milletin şairi? Durmaz elbet, durmadı da… Feryatları kimi zaman halka isyan derecesine ulaştı, samimi sesi ağlayışıyla titredi, titrerken daha güçlü devam etti.  Beyitleri buram buram istiklal kokuyordu, mücadele kokuyordu. Sesinde kederin zerresi yoktu çünkü biliyordu ki yıllar yıllı seslendiği Asım’ın nesli, bu mücadeleden de alnı ak çıkacak, binlerce yıldır kimseye boyun eğmemiş milletine esareti daha fazla tattırmayacaktı.

 

İşte bir mısrasında“Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.” diyordu.  Bu millet cihanda eşi olmayan öyle bir milletti ki tarih boyunca sırtını vatanına asla dönmemişti ve şimdi, kendini mücadeleye adamış bir şairin sesine kulak veriyordu. İstiklal mücadelesinin manevi önderi milletine; bu cennet vatana mutlaka sahip çıkmasını öğütlüyordu. Ama bir önder edasıyla adeta emrediyordu…

 

Mücadelenin ilk günlerinde, batıda direniş haberleri yeni yeni duyulmaya başladığında Akif’in gönlünde, istiklal umutları yeşermeye başlamıştı. İçine düşen kor, artık zapt edilemez derecedeydi çünkü Akif bu mücadelenin ne kadar mühim olduğunu bilen ender insanlardandı. Evvela “Son toprak parçasını da verirsek çekilip gitmek için bir karış yerimiz yoktur.” diyerek sıvadı kollarını. İman dolu gönlü, heyecanla ve büyük bir azimle çevrelendi. Türk Milleti’nin zaferlerle dolu tarihine, şu an içinde bulunduğu durumu hiç yakıştıramamıştı en başından beri.

 

Bir an dahi duraklamaksızın girişti mücadeleye, attı kendini Anadolu’nun yangınlarla boğuşan bağrına. O, bu tehlikeli göreve niçin atıldığını soran dostlarına “Bizim tarafımızdan halkın aydınlatılmasına ihtiyaç vardır. Çağırıyorlar. Mutlaka gitmeliyiz.” diyerek bu vazifeyi boynuna borç bildi ve kutsal vatan topraklarını karış karış dolaşarak halkı birliğe ve mücadeleye çağırdı. Bu toprakların cefakâr insanı onun gözünde adeta çocuk gibiydi. Üzülüyordu onlar için Akif, bu üzüntüyle de kendinde bir güç buluyordu.

 

Milleti kurtuluşa inandırmak ve aydınlatmak için önüne gelen her yerde vaazlar veriyor, istiklal için parlayan gözlerini bir umut arayan insanlara çevirerek onlara nutuklarla haykırıyordu. Bir yandan da Kastamonu’da Nasrullah Camii’nde halkın karşısına çıkarak, millete düşen görevin düşmanı denize dökerek Sevr adı verilen murdar paçavrayı parçalamak olduğunu söylüyordu. O uğursuz ismi işitince, boynuna zincir geçirilmek istenen bir aslana dönüyor, öfkeleniyor ve düşmanı bir anda boğmak istiyordu.

 

Akif’in mücadeleye böyle candan katılması, halkında bu çabayı benimsemesinde çok olumlu etkiler yaratıyordu. Halk iman çatısı altında birlik ve beraberliğe koşuyor; Akif her zaman birbirine kenetlenmiş olan halkın en önünde yer alıyordu.

 

Anadolu’yu il il dolaşıp, yaralı bir aslan gibi kükreyen milletin yaralarına çare olmaya çabalarken, soluğu kahraman ordumuzun yanında aldı. Vatan evlatlarıyla cephede tek tek konuşarak cesaretlerine cesaret, kuvvetlerine kuvvet kattı. “Zafer inananlarındır!” diyerek hem Hakk’a hem de istiklale inanmış Mehmetçiğe zafer müjdeledi. Zaten o, bu millete zaferden başkasını yakıştıramıyordu. Garbın afakında sıralanan çelik zırhlı duvarlara, iman dolu göğsümüzü kurtuluş olarak gösterdi. Ve elbette kurtuluş, Türk milletinindi.

 

Sonra zafer haberleri yayılmaya başladı Anadolu’da. Askerimiz İnönü Ovasında boğdu düşmanı bir anda. “Kükremiş sel gibi” tepelerden inerek sularının arasına katıp eritti “Milletimize zincir vuracakları” Dumlupınar’da. Akif’in üstüne istiklali nakşettiği mısralarıyla patladı toplar Sakarya’da. Şaha kalktı ordu İstiklal Marşı’yla Büyük Taarruz’da. Rahatladı Akif’in gönlü, işte milletine ve şanlı tarihine yakışan buydu. Zaten Esaret neredeydi? İstiklali sudan daha şart gören Türk Milleti, nerede…

 

Hiç basmadığı Çanakkale toprağında yatan canların hatırasına, hassas ruhuyla “Çanakkale Şehitlerine” seslendiği gibi gencecik bir devletin geleceğine adadığı İstiklal Marşı’nı “Kahraman Ordumuza” ifadesiyle yükseltti göklere. “O şiir milletimin malıdır.” derken onca zaferin kazanılmasında kendi emeğini hiçe sayıyor ve çekilen çilelerin millete ait olduğunu söylüyordu. Oysa bu marş, onun doruklarında yaşadığı duyguların bir millete yansımasıydı ve o, kendi duygularını bu şiirden uzak tutuyordu. Oysa milli mücadele yıllarında bir anını dahi boşa geçirmemiş, kendini milletine ve milletinin mukaddes mücadelesine adamıştı. 

 

İstiklal mücadelesinin manevi önderi, topuyla, tüfeğiyle manevi bir cephede mücadele vermişti. Milletin gönlünden ümitsizliği silerek, birlik ve beraberliği yücelterek muvaffak olmuştu. Kalplerde düşmanı denize ilk o dökmüş, zaferi inanan milletine ilk o müjdelemişti. Asım’ın nesline geleceğini emanet ederek zaferlerini sağlam temellere dayandırmıştı.

 

İstiklal mücadelesinin üstünden yıllar geçti ancak Akif’in mücadelesi hiç bitmedi. Çünkü onun ismi mücadele demekti ve bu millete mücadele etmeyi o öğretti…

 
---------------------
*Konya Dolapoğlu Anadolu Lisesi Öğrencisi
 
NOT: Bu yazı, il çapında düzenlenen kompozisyon yazma yarışmasında lise düzeyinde birincilik ödülüne layık görülmüştür. 
 

 

 

 

 


  Editör :  Rıdvan GÖK

920 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 70 Puan Verildi
 Kaynak :  adem yıldız

 Kategori ¬ Biyografi

  Yorum ( 1 )   

 R.Gök

Tarih : 11.03.2011 22:38:23  

  ALKIŞLAR...

Kayıtlı İp: 85.110.151.163


Sizin nesilden birinin, Mehmed Akifi böylesine üst seviyede anlayıp anlatabilmesi, gönülden alkışlanır. Sen ve senin gibi gençlerimiz, Mehmed Akifin hayal ettiği kutlu yarınların müjdecileri olmaya layıksınız. Tebrikler...
  Sayfalar : İlk Sayfa - [1] - Son Sayfa

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 6
 Bugün : 41
 Dün : 69
 Toplam : 68198
 Ip No : 54.166.245.10
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 4.7207 4.7292
  Euro 4.3035 4.3320
 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.