Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Biyografi - AŞKIN BİYOGRAFİSİ / Zehra Betül KOÇAK - Yeni Kalemler
   
 AŞKIN BİYOGRAFİSİ / Zehra Betül KOÇAK

AŞKIN BİYOGRAFİSİ / Zehra Betül KOÇAK
 Yazı Boyutu

 Tarih : 04.02.2011 - 05:01:14


Birçok arkadaşım var benim, bir sürü dostum.. Aralarından birini seçmek mecburiyetinde kalınca bir hayli zorlandım. İçlerinden en sıcak olanını, en özelini seçmeliydim. Onun için yazacaklarım yaza yaza bitmemeliydi. ...

 

AŞKIN BİYOGRAFİSİ / Zehra Betül KOÇAK*

 

Benden bir arkadaşımın biyografisini yazmamı isteyen öğretmenime;

  

Birçok arkadaşım var benim, bir sürü dostum… Aralarından birini seçmek mecburiyetinde kalınca bir hayli zorlandım. İçlerinden en sıcak olanını, en özelini seçmeliydim. Onun için yazacaklarım yaza yaza bitmemeliydi. Daima benimle birlikte olan, beni hiç bırakmayan; özümü anlamaktan öte, özümü anlatan, özüm olan bir arkadaş. Öyle ki düşüncelerimi olgunlaştırırken, duygularımı daima çocuk bırakan… Farklı, çok özel… Şu küçük dünyamı renklendiren, gönül bahçemi çiçeklerle bezeyen; arada bir yağmur olup yıkayan, ama arkasından güneşi gönderip gökkuşağından asla mahrum bırakmayan bir arkadaş… Aldığım her nefesi anlamlandıran, kimse görmese de içimde beni farklı kılan… Herkese nasip olmayan bir arkadaş…

 

İşte bu yüzden onu seçtim. En çok hak edeni: Aşk’ı… Tanımaktan öte yaşadığım arkadaşımı…

 

Aşk’ı dört haliyle yaşadım, yaşıyorum;

 

Aşk’ın sıcak hali, kalbi tetikleyeni, ateş gibi…

Aşk’ın asıl hali, serin hali, su gibi…

Aşk’ın merhametlisi, alçakgönüllü olanı, toprak gibi… 

Aşk’ın Aşk hali, yalın hali, hava gibi…

 

Aşk’tan önce ve Aşk…

 

Aşk’tan önce akıl vardı, kalp vardı. Yaşayan cesetti, ölen ruh…

Aşk’tan sonra akıl kayboldu, kalp alev aldı. Ceset yaşasa ne, yaşamasa ne… Ruh yaşamdan öte bir âlemde geziniyor…

 

Aşk doğdu, büyüdü, olgunlaştı ve ölümsüzleşti…

 

Bir bahar sabahı Güneş’le birlikte doğdu Aşk… Aynı burçtandırlar Aşk ve Güneş… İkisi de ısıtmak ve aydınlatmak için vardırlar. Fakat Aşk, öyle akşam olunca bırakıp gitmez beni… Aksine, en çok geceleri ısıtır yüreğimi, geceleri aydınlatır içimi…

 

Aşk bende doğdu… Hiçbir şeyden habersiz, herkesten habersiz… Birisi onu koydu Kalb’in rahmine. Doğdu cüz’i iradesiyle. Sıradan olsaydı eğer yok olmayı isterdi. Aşk’ın annesi Kalb’di… Kalb sancılıydı, doğum zorluydu elbet… Doğum sonrası ateşliydi... Kalb, ateşliydi… Aşk, ateşti; yakıyordu Kalb’i, yakıp kavuruyordu.

 

Aşk her kalbe doğmaz ve bir kalbe de iki kere doğmaz. İlk çocuğun heyecanı sardı her bir zerreyi… Ne yapacağını bilemedi içimdeki âlemin her bir sakini. Yani o güne kadarki sakinleri, o günden sonraki çılgınları…

 

Dudak sustu, lâl oldu… Sakinleştiremedi yangını bir küçük teselliyle… Tebessüm etti sadece, sabır ile…

 

Göz dayanamadı, yardım etmek istedi Kalb’e. Ağladı, ağladı… Yatıştırdı Aşk yangınını bir nebze. Rahatladı Kalb, rahatladığını sandı… Yetmedi gözyaşları söndürmeye Aşk’ı… Aksine daha da körükledi. Neden bu kadar hırçındı ki Aşk? Uysal bir çocuk olmak varken bu asilik nedendi? Aşk farklıydı… Dedim ya; eğer sıradan olsaydı yok olmayı isterdi. Aşk’ın kaderi iki yol sunmuştu ona baştan: Uslu çocuk olmak, akla uymak… Kendi üzerine toprağını kendisi atıp söndürecekti ateşini, yine kendisi… Ama o, bunu istemedi. Farklı olmayı seçti. Kalb’i umursamadı, umursamadı çektirdiği acıyı… Sadece kendisini düşündü. Yaşamak istedi. Ölümü değil, ölümsüzlüğü seçti…

 

Aşk; bencildi, asiydi, hırçındı… Kendisini yok etmek isteyen Akıl’ı terk etti. Ve yine kendisini söndürmeye çalışan Gözyaşı’na çok kızdı. Olmamalıydı onlar, ölmemeliydi Aşk… Ağlamayı yasakladı bu yüzden bana... Bir süre böylece esir kaldığı Kalb’de haykırdı durdu tek başına. Sesi çıkamaz oldu sonunda ve sustu. Sustu… Sustu… Özüne kulak verdi. Bu böyle olmaz! Aşk ateşti, evet… Yanmadan Aşk olur mu hiç? Ama Kalb’in çok yorulduğunu hissetti Aşk. Son yakın olabilirdi. Aşk’ın yeri Kalb’di nihayetinde. Eğer Kalb ölürse… Aşk nasıl yaşayacaktı? Hem ona bağrını açan Kalb’e karşı neden bu kadar vefasızdı ki? Bir çözüm yolu aradı. Bilirdi ipekböceğini,… Ya ipek bozulacak böcek yaşayacak; ya da böcek ölecek, ipek sonsuz güzellikte hayat sürecekti. Aklının seslerini duyuyordu uzaklardan: “Bencil olma, bu kadar asi olma, biraz dışarı çevir yüzünü… Heder etmeye değer mi bütün her şeyi?!”

 

“İşte, Aşk’ın ateş hali Leyla’ya âşık olmaktı… Tek başınayken verdiği, acı ve ızdıraptan başka bir şey değildi…”

 

Bir şeyler olmalıydı; Aşk’ı yaşatan, Kalb’i rahatlatan, aynı zamanda hayatı anlamlı kılan bir şeyler. Bunun için bana hayatı verene baktım. O’nda aradım Aşk’ın sırrını. Her şeyin olduğu gibi Aşk’ın sahibi de O değil miydi? O halde Aşk’ı en iyi anlatacak olan da O olmalı. Derdi veren, dermanını da verirdi. Dememiş miydi ki: “Şüphesiz zorlukla beraber kolaylık vardır, elbette zorlukla beraber kolaylık vardır…”

 

Ve sonra bir şeyi fark ettim. Kalbimi O’na çevirmem yeterliymiş… Aşk’ın asiliği, O’nun eksikliğindenmiş. Ve Aşk’ın asilliği O’nun varlığındaymış… O yoksa bir hiçmiş Aşk… Anladım ki; Aşk’ın diğer bir adı da Vefa’ymış… Ateşi artıran, sahibine kavuşma arzusuymuş. Ateşin tüm derdi kendisini teselli edip dindirecek Su imiş. Ateş, Su’ya pervane imiş…

 

“Ve Aşk’ın Su hali, Aşk’ın Sahibi’ne âşık olmak demektir. Aşk’ın özünü tatmak… Kalb ancak O’nda ferahlayabilirdi…”

 

Gökyüzüne doğru kaldırılan bir çift el ile dudaktan dökülen iki kelime ya da kelimelerin sustuğu yerde, gözden düşen iki damla gözyaşından daha fazla insanı rahatlatan bir şey var mıdır ki? Anladım… Başkaydı Aşk; Aşk’ın ilacı başkaydı…

 

Avuçlarıma yüreğimi koyup da rahmet olması için açtığımda, asla yağmursuz bırakmadı beni, Merhamet Sahibi…

 

Sonra, En Sevgili’nin Sevgilisi’ne çevrildi Aşk’ın gözleri. Âlemlere Rahmet Olan’a… Sevginin, merhametin öğretmeni olarak gönderilene… Bir parça da O’ndan aldı edebini… O’nda, sadece Leyla için değil, bütün dünya için yaşamak gerektiğini öğrendi. Ve O’nun gibi şefkatle kucakladı her şeyi… Toprak gibi…

 

“Her bir zerreye bir güzellik yüklemek… Merhametle gülümsemek her bir varlığa… Ve sevmek… Ayırt etmeksizin, her şeyi sevmek… İşte bu olmalıydı Aşk’ın toprak hali…”

 

Aşk ile…

 

Evvelden, beden ruha tabut idi. Her şey anlamsız, her şey boş idi… Aşk ile mana buldu yaşamak… Aşk ile kurtuluşa erdi kalpte kapalı olan duygular. Ruh Aşk ile dirildi…

 

Kalbi yakan Aşk’ın ateş haliydi; Kalb’i serinleten, su haliydi… Ve yangını sakinleştiren toprak idi. Peki neydi Aşk’ı vazgeçilmez kılan?...

 

Gelin, bu kısmı Kalb’in ağzından dinleyelim:

 

“Aşk bir Güneş gibi içime doğduğu günden beri hiçbir şey eskisi gibi olmadı. O zamana kadar Akıl ile işbirliği içinde olan ben, birden çelişmeye başlamıştım onunla. Dediklerini asla kabul etmek istemiyordum. Kördüm, sağırdım… Bir tek ona odaklanmıştım: Leyla’ya… Ondan başka bir şey göremiyordum. Ona ulaşmak için her şeyi heder ettim. Kuru bir ızdıraptan başka bir şey değildi çektiğim… Onun yüzünden kanayan yaramı dindirmek için yine ona muhtaç hissediyordum kendimi.

 

Leyla benim için imkânsız iken dünya bana zindan, yaşamak zincir idi. Kırmak gerekiyordu parmaklıkları. İçimde beni esareti altına alan Aşk’ı eğitmem gerekiyordu. Sakinleştirmem… İnce ince işlemem gerekiyordu. Bunu becerdiğimde kendime eşsiz bir dost edinmiştim. O zaman imkânsız olanın Leyla’sız değil, Aşk’sız yaşamak olduğunu anladım… Nefes gibiydi o benim için. Asla vazgeçemediğim… Uzak kaldığımız bir anın anlamsızlığı, zehirli bir duman gibi kaplıyordu içimi. Ona hava gibi muhtaçtım. Yaşayamıyordum onsuz…”

 

İşte buydu Aşk’ın vazgeçilmezliği…

 

—En evvel Aşk idi, hâlâ ki Aşk’tır,

    Aşk ki yaratılıştır, geriye ne kalır?

 
----------------------
*Konya Anadolu Öğretmen Lisesi Öğrencisi


  Editör :  Rıdvan GÖK

1217 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 35 Puan Verildi
 Kaynak :  z.betül koçak

 Kategori ¬ Biyografi

  Yorum ( 1 )   

 neziha karadavut

Tarih : 15.02.2011 22:41:31  

  Nefes gibiydi Aşk

Kayıtlı İp: 95.173.250.239


Gönlüne sağlık aşkın en sade hali olmalı, çok güzel anlatmışsın Zehra tebrikler.
  Sayfalar : İlk Sayfa - [1] - Son Sayfa

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 1
 Bugün : 79
 Dün : 95
 Toplam : 85736
 Ip No : 107.21.169.9
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 5.3504 5.3600
  Euro 4.7467 4.7782
 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.