Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Biyografi - YARINLARIM GÖZYAŞLARIMDA SAKLIDIR / Kıymet AKPINAR - Yeni Kalemler
   
 YARINLARIM GÖZYAŞLARIMDA SAKLIDIR / Kıymet AKPINAR

YARINLARIM GÖZYAŞLARIMDA SAKLIDIR / Kıymet AKPINAR
 Yazı Boyutu

 Tarih : 17.10.2010 - 21:46:00


Nemli gözleri durmuş, duvar saatine mıhlan­mış, bakışlarındaki mana saatin içini delip ge­çiyor ve kendisini zamanın ötesine taşıyordu adeta. ...

 

YARINLARIM GÖZYAŞLARIMDA SAKLIDIR         

Kıymet AKPINA R                       

Nemli gözleri durmuş, duvar saatine mıhlan­mış, bakışlarındaki mana saatin içini delip ge­çiyor ve kendisini zamanın ötesine taşıyordu adeta. Yanaklarını öpen iki nazenin damla yü­zünden süzülüp taş kesilmiş ellerine düşünce, mana âleminden ayrılıp gökkubbeden atılmış bir cam parçası gibi madde âlemine düştüğünü hissetti. Tuzla-buz olmuştu. Şuursuzca elini bardağına uzatıp, çayından bir yudum aldı ve çatılan kaşlarının altındaki yorgun gözlerini ye­niden saate çevirdi. Zaman da duruverseydi keşke bu saat gibi. Tutup elleriyle hesabını sorabilseydi geçen yıllarının. Ve özlemlerinin pe­şine takılan günahlarını bir hamleyle ayıklayıp yıllardan atıverebilseydi bir köşeye. Ama yılla­rın geçtiği kendisinin de hala bu geçen yıllara takılı kaldığı acı gerçeği ile yüz yüze gelince simasına indirilmiş şiddetli bir şefkat tokadının acısını hissetti.

 

Beyninde binbir soru raksediyor ve yüreği imdat çığlıkları atıyordu. Saçlarında rastgele dağıl­mış kırağılar, yüzünde bu kırağılara sebep olan hikâyelerden daha eski ve tanıdık bir ifade var­dı. Zaman zaman böyle tefekküre dalar ve te­fekkürle kazandıklarını, ya arkasından daldığı gaflet uykusuna gömer yahut kendisini dünya­ya çağıran bir sese bir harekete kulak verip rüzgârda şuursuzca savrulan bir yaprak gibi peşin­den takılıp gidiverirdi.

 

Gökyüzünün cömertçe gözlerine ziyafet çektiği penceresinin önündeki kanepeye uzan­dı. "Gökyüzü bir yağlı boya tablo kadar güzel" diye mırıldandı.

 

"Yo! yo!" dedi sonra. "Bunu söylemek onu yeryüzünün üzerine örtü misali çizene ve bütün yağlı boya tablolara ilham vererek kadar güzel olan gökyüzüne haksızlık olur." İşaret parma­ğını buğulu camın üzerinde gezdirdi. Gökyüzü­nün resmini yapmak istiyordu. Ancak ne kadar uğraşırsa uğraşsın hatlar çok inceydi ve bu in­celiği yakalamak mümkün değildi. Yıldızları düşündü sonra. En parlak olanı kutup yıldızı olmalıydı. Kutup Yıldızı. Herkesin bir kutup yıldızı vardı muhakkak. Güneşi ve ayı da. Ya şehrin zavallı mekanik ışıkları gibi sahte ışıkla­rı kutup yıldızı, gündüzlerini karartanları gü­neş, yarın yatacakları karanlık kabre ışık tut­maktan aciz olanları ay zannederek gecelerini uykuyla geçirenler! Onlar neredeydi acaba? Kaybolmuşların ülkesi çok mu uzaktı? Yoksa zavallı balıkların içinde yüzüp “deniz nasıl bir şey?” diye sormaları gibi, kaybolmuşluğun için­de yüzerek, "Kaybolmuşlar ülkesi neresi?" so­rusunu mu soruyordu bütün zavallılığı ve aptal­lığı ile.

 

Gözleri kapattı. Kirpiklerinin arasından ya­vaşça ayrılıp gecenin sessizlik orkestrasına eş­lik eden gözyaşları yerini hıçkırıklara bırak­mıştı artık. Hiçliğini yudumlarken, tüm dünya­ya haykırırcasına, ama yalnız kendi duyabilece­ği bir sesle şu kelimeler döküldü hüzne alışık dudaklarından:

 

"Ben yüceler yücesi bir davaya sahip çıkabileceğimi söyleyecek kadar cesur, özbenliğimin ürünü gözyaşlarıma sahip çıkamaya­cak kadar acizim."

 

Pare pare olmuş yüreği kafesini parçalayıp semalara kanat çırpmak istiyordu. Ama bu be­den bu kalbe muhtaçtı ve onu bırakmamak için dört bir yanından çevrelemişti. Tıpkı kendisini etten bir duvar gibi çevreleyen hayat şartlarına, sosyal kelepçeler, beynine vurulan prangalara benziyordu. Hayatında birçok şeyden dolayı pişman olmuştu. Ama pişman olmadan pişemeyeceğini bildiği için pişmanlıklarını da seviyor­du. Pişman olmak ve pişmanlıklarını gözyaşla­rı ile beslemek de bir erdemdi. Gözyaşı deyin­ce nedense aklına hep şu mısralar geliyordu.

 

Gözyaşımda saklısın ağlayamam ben

Düşeceksin sanırım kirpiklerimden

 

Lakin o, bu mısraları yazanın inadına, göz yaşlannda yalnız ve yalnız yarınlarını saklıyordu.

 


  Editör :  Rıdvan GÖK

665 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 7 Puan Verildi
 Kaynak :  çınar

 Kategori ¬ Biyografi

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 3
 Bugün : 52
 Dün : 83
 Toplam : 145928
 Ip No : 3.231.25.104
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

Bilgilere Geçici Olarak Ulaşılamıyor.

 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.