Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Köşe Yazısı - ZAMAN ONA AKIYOR - Yeni Kalemler
   
 

Rıdvan GÖK ¬

Rıdvan GÖK

 ZAMAN ONA AKIYOR

 Yazı Boyutu

 Tarih : 20.06.2010 - 00:45:49


Yirmi birinci yüzyılın başlarında bulunduğumuz şu zamanlarda bütün dünya; köklü değişikliklere, çok büyük çaplarda sosyal alt-üst oluşlara sahne olmaktadır. ...

 

ZAMAN O’NA AKIYOR

 

Yirmi birinci yüzyılın başlarında bulunduğumuz şu zamanlarda bütün dünya; köklü değişikliklere, çok büyük çaplarda sosyal alt-üst oluşlara sahne olmaktadır. Değişmez zannedi­len sistemler değişmekte, insanları pençesinde kıvrandıran köhnemiş tab­ular birer birer yıkılmaktadır...

 

Pençesine aldığı milyonlarca insana yıllarca kan kusturan ve asla yıkılmayacak zannedilen zalim Sovyet İmparatorluğu, tarihin çöp sepetindeki yerini alalı, nerdeyse, çeyrek yüzyıl kadar oluyor.

 

Batı dünyası, kendine göre bir yapılanma arayışı içinde görülüyor. Birleşik bir Avrupa'nın, tek güç olarak ortaya çıkmasının rüyalarını görmek­tedirler, Amerika ise biricik süper güç olarak "yeni bir dünya düzeni" gerçekleştirmek hakkını kendinde görmekte­dir. Nasıl bir düzense…

 

Görünüşte Batı dünyası ve Amerika, Rusya'nın çöküşünden sonra, Dünyanın tartışmasız efendileri olarak görülmektedirler. Fakat dışarıdan görünen bu göz kamaştırıcı sahte azamet de, gücünün için için eridiğinin çoktandır farkındadır. Çünkü bütün az­ametlerine rağmen, en başta kendi in­sanlarına, rahat ve huzur verememekte­dirler. Büyük bir sosyal çöküntünün girdabında, acı acı ne yapacaklarını düşünmektedirler. Bunun sebebini, onların dünya görüşlerinde aramak lâzımdır: Onlar, önceki asırlarda kılıçla hâkim oldukları köle toplumuna şimdi de para ile hâkim olmuşlardır. Bunu bizim söylememiz, elbette tek yanlı bir değerlendirme olarak görülebilir. Ama söyleyenler Batı’nın en tanınmış düşünce adamları, bilim adamları olur­sa buna inanmamız gerekir.

 

Meselâ, Oswald Spengler, Nikolay Danilevsky, Arnold Toynbee, Walter Shubart, Alfred Northop, Albert Schweitzer gibi tanınmış ilim adamları,  Batı medeniyetinin yıkılış çığırına girdiğini ilân etmişlerdir.

 

Yine; Saint Simon, Schopenhauer, Nietzsche, Dostoyevski, Sartre, Alexis Carrel gibi, sanat ve kültür alanlarında tanınmış değerli şahsiyetler, Batı toplumunun ve kültürünün hastalıklı, dejenere ve zavallı bir yapı olduğunu söylemişlerdir.

 

Sözün özü, insan eseri olan bütün sistemler, -bugün ne kadar azametli görünürlerse görünsünler- son sözlerini söylemektedirler. Bu sebeple, za­manımızın hâkim güçleri olarak görülen Batı ve Amerika, yeni arayışlar içine gir­mişlerdir.

 

Sosyal sistemlerin son sözlerini söylemekte oldukları günümüzde belki, her zamankinden çok daha farklı ola­rak, İslâm gündeme gelmiştir. İnsanlık âlemi, gerçek huzurun amansız arayışı içinde, dikkatlerini İslâm'a çevirmiştir.

 

İnsan, bütün tarihi boyunca, hep gerçek mânâda kurtuluşu aramıştır. Varlığını, maddî ve manevi baskılardan kurtarmak gayesi,   insanın hedefi olmuştur. İnsanlığın tarihi, insanın, ‘kurtuluşunu arama tarihidir’ denilebilir.

 

Bu tarihî seyir içinde, insanın kurtu­luşunu sağlamaya yönelik sayısız kurtuluş reçeteleri (!) ortaya atılmıştır. Tari­hin çöplüğü, böylesi, paçavra yığınlarıyla doludur.

 

Asırlardan, beri ilerleyen ilimler, İslâm'ın bin dört yüz küsur sene evvel haber verdiği gerçekler önünde eğilmektedir. Kesinlikle, hiç şüphe etmeden söyle­meliyiz ki, insanlığın kurtuluş güneşi, İslâm'ın huzurlu dünyasında doğmak üzeredir... İnsanlık, bütün emperyalist sistemleri denemiş, tatmin olmamış, ıstırapları dinmemiştir. Bütün dünya, yeni ve gerçek bir kurtuluşun sancıları içindedir.

 

İslâm, Allah'ın insanlığa seçtiği din olarak kesin bir değişmezlikle beraber her coğrafyanın, ırkın ve çağın bütün meselelerini çözen mahiyeti ile gözleri kamaştıran bir yenilik ve tazelik içindedir.

 

İslâm âlemi, bin dört yüz senelik tari­hi içinde, büyük krizler ve çöküntüleri atlatacak bir güce sahip olduğunu göstermiştir. Kısa zamanda kurduğu harika medeniyet, yıldırım hızıyla inşa ettiği, Hakk'ın hâkimiyetini ilân eden büyük devletler, onun hâkim olduğu to­plumlardaki üstün hayat gücünü göstermiştir.

 

Bu güç tükenmiş değildir. "Doğuş döneminde, İslâm hukukunun teoriden uygulamaya büyük bir başarıyla aktarılabilmiş olduğunu bilmek, bizim için yeterlidir: Bu durum, aynı başarıya bir gün yeniden ulaşılabileceği yolunda beslenen umutların bir güvencesidir." (M. Esed- Mekke'ye Giden Yol)

 

Evet, zamanımız insanlığının has­talığını tedavi edecek büyük güç birik­mektedir. İnsanlık âlemi, ilmî zihniyeti kendisine temel olarak seçip de her türlü şartlanmışlığın, körü körüne düşmanlığın üzerine çıktığı ölçüde ona derece derece yaklaşmaktadır. Çünkü İslâm ilim dinidir ve doğrudan doğruya insanların akıllarına seslenir. "Allahtan, kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar korkar." ( 35/28) emr-i İlâhisi, bu gerçeğe, özellikle, dikkatlerimizi çekmektedir.

 

Bu sebeple, biz insanlar olarak on­dan ancak, aklımız, ilmimiz, gönlümüz, ahlâkımız ve hareketlerimizin güzelliği ölçüsünde istifade edebiliriz. Nitekim İslâm; ilim dini olduğu için, İslâm dünyası ona sımsıkı sarıldığı asırlarda, onun malı olan bugünkü teknolojik ve ilmî gelişmenin sarsılmaz temellerini atmıştır.

 

O halde, İslâm dünyasının bugünkü perişan durumunun sebebini İslâm'da değil, onu hakkıyla anlayamayan müslümanlarda aramak lazımdır.
 

İnsanlar, her türlü peşin hükümlü, düşmanca tutumlarını bırakabildikleri; hoşgörü ve anlayış sınırlarını genişletebildikleri, kalplerini saflaştırıp berraklaştırabildikleri ölçüde ona, daha fazla yaklaşacaklardır. Bu yaklaşma sonucunda, İslâm'ın evrensel güzelliklerinin kalp aynalarına nasıl yansıdığını hayretle göreceklerdir.  İslâm; insanın bütün hayatını kucaklayan iyilikler, güzellikler, hayırlar, faydalar ve gerçeklerden iba­ret ilahi nizamsa, -ki elbette öyledir- insanlık âleminin büyük bir kısmının, meşhur Alman şairi Goethe'nin dediği gibi,"O halde 'hepimiz müslümanız!" diyebileceği günler pek yakındır.

 

Bugün, her şeye rağmen, asla şüphe edilmemelidir ki, gelecek O’nun olacaktır. Zaman O’na akıyor...


1275 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Yazıya Toplam 45 Puan Verildi
 Kaynak :  r.g.

 Kategori ¬ Köşe Yazısı

  Yorum ( 1 )   

 mevlüt canbirdi

Tarih : 27.06.2010 22:51:08  

  zaman Ona akar elbet

Kayıtlı İp: 212.175.112.154


evet sayın hocam.Büyük Üstadımızın dediği gibi Şu istikbal inkılabatı içerisindeki en yüksek gür seda İslamın sadası olacaktır.
  Sayfalar : İlk Sayfa - [1] - Son Sayfa

 Bu Yazara Ait Diğer Yazılar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 3
 Bugün : 90
 Dün : 116
 Toplam : 150682
 Ip No : 54.237.183.249
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

Bilgilere Geçici Olarak Ulaşılamıyor.

 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.