Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Köşe Yazısı - SEVGİ MEDENİYETİNİN KAHRAMANLARI - Yeni Kalemler
   
 

Rıdvan GÖK ¬

Rıdvan GÖK

 SEVGİ MEDENİYETİNİN KAHRAMANLARI

 Yazı Boyutu

 Tarih : 28.03.2010 - 22:17:26


Bir gün yolunuz düşer de Anadolunun o, bitmek tükenmek bilmeyen dağları, ovaları, bozkırları boyunca uzanan engin tabiatının herhangi bir yerinde, ıssızlıklar ortasında bir köye uğrarsanız; sizi mütebessim, dost canlısı, buram buram sevgi kokan ...

 

 

SEVGİ MEDENİYETİNİN KAHRAMANLARI

 

           

Bir gün yolunuz düşer de Anadolu’nun o, bitmek tükenmek bilmeyen dağları, ovaları, bozkırları boyunca uzanan engin tabiatının herhangi bir yerinde, ıssızlıklar ortasında bir köye uğrarsanız; sizi mütebessim, dost canlısı, buram buram sevgi kokan insanlar karşılar. Bir beyaz minare, birkaç kavak, köyün belki de tek süsüdür. Bu köy, Karadeniz’in cennet yeşillikleri arasında kaybolmuş sekiz-on evlik küçücük bir köy de olabilir. Farketmez...

           

Hele biraz öteye, beriye şöyle bir bakın; ya o beyaz minareciğin cami avlusunda, ya o yeşil kavakların ince gölgesinde, ya da asırlık ağaçların uhrevî derinliklerinde bir yatır görürsünüz. Sarı Kız, Geyikli Baba, Balım Sultan, Yunus Emre, Şeyh Abdullah... derler. Sonra, yediden yetmişe, kime sorarsanız, size oracıkta hikâyesini anlatırlar. Her biri, “ bir buhurdan gibi tüter” durur asırlar ötesinden...

           

Anadolu, bütünüyle bir erenler yurdu, evliyalar ocağıdır. En büyük şehirlerinden en sessiz köşelerine kadar, nerede olursanız olunuz, onlardan bir iz mutlaka bulursunuz.

           

Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda ve gelişmesinde büyük emekleri geçen Gâziyân-ı Rûm, Bâcıyân-ı Rûm, Âhiyân-ı Rûm ve Abdalân-ı Rûm adlı gönüllü kuruluşlarla birlikte; Türkçeyi beste beste işleyen Yunus, aşk mührünü vuran Mevlânâ ve Hacı Bektaş Veli, sonra Şeyh Edebali, Akşemseddin, Hacı Bayram Veli, Somuncu Baba, Merkez Efendi, İsmail Fakirullah gibi nice gönül erleri; hepimizin hamuruna maya olup içimize sindiler, renklerini ve kokularını kişiliğimize aşıladılar.

           

Bu kişiler, özlerini, kutlu bir sevda ateşi içinde eritmiş, Hak katında nazı geçen müstesna şahsiyetlerdi. Asla, kendileri için yaşamamış; hep başkalarının mutlu olması, onların en iyiyi, en güzeli ve en doğruyu bulmaları için can ocakları yakmışlardı ulaşabildikleri her köşe bucakta... Bu ocaklarda pişen, kemale eren güzide şahsiyetler, asırlar boyunca dünyaya nurlu ışıklar saçan muhteşem bir medeniyetin temsilcileri oldular. Onların “kızıl elma” ları, hep en uzaklarda, en uç noktalardaydı. Onlar, “dinin sadece Allah’ın dini olması”, yeryüzünün her tarafının gerçek huzura kavuşturulması için görevlendirilmiş mânâ erleriydiler.

           

Yıllar, yüzyıllar boyu, hiç durmadan dalga dalga aktılar Horasan’dan, Türkistan’dan...

           

İşaret Ahmed Yesevî’den geliyordu, o şanlı Sultan’dan, durulabilir miydi hiç: “Diyâr-ı Rûm’a vâsıl olun ey canlar!...” Işığını, doğrudan doğruya, İki Cihan Serveri’nden alan alp-erenlerin, verilen buyruk karşısında, boyunları kıldan inceydi elbette.

           

Yürüdüler... Haftalarca, aylarca, sonsuz bir aşkın hazzı içinde eriyerek; dağlar, ovalar, çöller aştılar. Hepsi de nereye gideceklerini, can ocaklarını nerede tüttüreceklerini çok iyi biliyorlardı. Sonunda vardılar varacakları yerlere ve yaktılar ocaklarını. Diyâr-ı Rûm’u  Diyâr-ı İslâm, Diyâr-ı Türk yapmaya; gönülleri, aşk tezgâhında ilmek ilmek dokumaya verdiler kendilerini, eritircesine...

           

Üç kıta, yedi deniz üzerinde “hürr esen rüzgâr”lar, onların; “Gelin tanışuk idelim/ İşin kolayın tutalım/ Sevelim sevilelim/ Dünya kimseye kalmaz” diyen seslerini taşıdı durdu asırlarca... Naş nakış, nokta nokta kalplere işlendi sevgilerin en yücesi. İnsanlar, bu sevgi iklîminde buluşmanın engin huzurunu duyarak müstesnâ çağlar yaşadılar.

           

Dost, düşman, bu gönül erlerinin vücut verdiği o muhteşem medeniyeti konuştular hep. Bütün dünyanın gözleri kamaştı kurulan sevgi medeniyetinden... Ona karşı hayranlıklarını anlata anlata bitiremediler. Binlerce cilt kitap yazıldı bu uğurda, hâlâ da yazılmakta... Memleket, en uç noktalarına kadar, bir vücudun muntazam işleyen azaları gibi, âhenkle işleyen bir yapı arz ediyordu. Çünkü, bu medeniyet bir sevgi medeniyetiydi. O, “ses ve tel kudretiyle” de, yedi iklim dört köşeye ulaşan, eşsiz bir madde-mânâ terkibi idi.

           

Yüzyıllar yüzyılları kovaladı...

           

Birşeyler olmaya başlamıştı bu müstesnâ medeniyete her nedense. Mevlânâ’ların,  Şeyh Edebali’lerin, Hacı Bektaş’ların, Yunuslar’ın... sevgi temeli üzerine bina ettikleri o muazzam vücudun hayat damarları tıkanıyor muydu ne? En ücra köşelerine kadar, bir saat gibi, âhenkle işleyen bu ihtişamlı yapı, uçsuz-bucaksız genişlikteki coğrafyasına düzenli kan pompalayamaz hale geliyordu gitgide. Hiç beklenmeyen bir şey oluyor, sevgi medeniyeti yıldan yıla, için için tükeniyordu. Niçin böyle oluyordu; yoksa, insanlar, uzun asırlar boyunca, huzurun en güzeliyle bahtiyar yaşamaktan mı yorulmuşlardı?

           

Yazık ki, akıllardan bile geçmeyen şey, gerçek oluyor; sevgi kaynağından beslenerek bütün dünyaya dal-budak salan bir çınar yerlere seriliyordu... “Ölümsüz Sevgi”nin nurlu ışıkları, yarasaları rahatsız etmiş olmalıydı ki;  binlerce, yüzbinlerce çullanıyorlardı üzerine, onu söndürmek için... Dünün sevgiyle kucaklaşan mutlu insanlarının yüreklerinde, şimdi, en korkunç ihtiraslar kabarıyor; bir başkası için asla hayat hakkı tanımıyordu.

           

Ve sevgiyle kenetlenen coğrafyalar, bir bir kopup gittiler ana gövdeden, parça parça oldular. Dünya bir başka dünyaydı artık, eskisi kadar güzel ve yaşanmaya değer gelmiyordu muztarip ruhlara...

           

Yaşamakta olduğumuz şu zamanlarda tarih, 21. yüz yılın başlarını gösteriyor. İhtiyar dünyamız ise yepyeni oluşumların doğum sancılarıyla çalkalanıp durmakta... Her şey ve herkes, yeni bir oluşun içine doğru çekildiğini derinden hissetmektedir.

           

Müjdeler olsun; söndürüldüğü, boğulduğu zannedilen “Kutlu Sevgi”nin ışıkları, yeniden parlamaya başlamıştır!... Sisleri, kat kat karanlıkları,  parça parça dağıtarak... Küllenen can ocakları, yeniden yanmaktadır şimdi, bir başka sevgi medeniyetine yol açmak için... 

            

Kutlu sevda erleri, kelebekler misali koşuyorlar bu ocaklara, pişmeye ve yanmaya...

           

Sonra, ötelerin çağrısı yankılanıyor ruhlarında dalga dalga:Allah’ın ve Habibi’nin adını, güneşin doğup battığı her yere ulaştırın!...” Bu işaretle kanatlanan adanmış ruhlar,  dünyanın adı-sanı duyulmadık köşelerini mesken tutuyorlar kendilerine. Geriye dönmeyi asla düşünmeden...

           

Şimdi artık, uçsuz-bucaksız topraklarda binlerce can ocağı tütüyor, geleceğin o muhteşem, o yüce medeniyetini kurmak için. Bunu hakikat yapacak sevgi kahramanları, en modern bilgilerle mücehhez, ruhlarında sonsuzluk arzusu, o kutlu hedefe doğru yürüyor, yürüyorlar...    
 

737 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Yazıya Toplam 51 Puan Verildi
 Kaynak :  rıdvan

 Kategori ¬ Köşe Yazısı

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Yazara Ait Diğer Yazılar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 1
 Bugün : 63
 Dün : 61
 Toplam : 142978
 Ip No : 35.168.111.204
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

Bilgilere Geçici Olarak Ulaşılamıyor.

 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.