Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Biyografi - VALİYE ÜÇ DEFA ÖZÜR DİLETEN ÖĞRENCİ / Ö.Faruk RECA - Yeni Kalemler
   
 VALİYE ÜÇ DEFA ÖZÜR DİLETEN ÖĞRENCİ / Ö.Faruk RECA

VALİYE ÜÇ DEFA ÖZÜR DİLETEN ÖĞRENCİ / Ö.Faruk RECA
 Yazı Boyutu

 Tarih : 02.02.2010 - 18:43:26


SAHNE: Sınıf görüntüsü. Sıralarında oturup ders dinleyen ve öğretmenin tahtaya yazdıklarını defterlerine geçiren öğrenciler. Öğretmen tahtada matematik alıştırmaları çözmekte, bir yandan da yazdıklarını açıklamaktadır. ...

 

 

         VALİYE ÜÇ DEFA ÖZÜR DİLETEN ÖĞRENCİ (KISA OYUN)
 

                      

   

I. BÖLÜM

 

SAHNE: Sınıf görüntüsü. Sıralarında oturup ders dinleyen ve öğretmenin tahtaya yazdıklarını defterlerine geçiren öğrenciler. Öğretmen tahtada matematik alıştırmaları çözmekte, bir yandan da yazdıklarını açıklamaktadır. Birkaç dakika bu şekilde geçer.

 

(Kapı çalınır, dikkatler kapıya yönelir.)

 

MÜSTAHDEM- (Bir eliyle kapıyı tutarak, yarı içeriye girmiş bir vaziyette) Hocam, rahatsız ettim, kusura bakmayın… Acil bir durum var; müdür bey bütün öğretmenleri toplantıya davet ediyor.

ÖĞRETMEN- (Elinde tebeşir, şaşkın) Demek öyle ha? Tamam, şu konuyu bir bitireyim, hemen geliyorum…

MÜSTAHDEM- Hocam, yeni vali okulları geziyormuş. Birkaç saat sonra bizim okula da gelecekmiş, durum acil!...

ÖĞRETMEN- Hay aksi… Sırası mıydı şimdi… (Keyfi kaçmış bir şekilde) Peki peki, hemen geliyorum.

(Müstahdem çıkar.)

ÖĞRETMEN- (Canı sıkkın) Dersimin kesilmesinden hiç hoşlanmıyorum, ama neylersin, mecburen gideceğiz. (Çocuklara döner) Arkadaşlar, şimdi acilen toplantıya gitmem lâzım, fakat sizin de dersten geri kalmanızı istemiyorum…(Kısa bir duraklamadan sonra) Ben yokken benim vekilim kimdir?

ÖĞRENCİLER- (Hep bir ağızdan) Sııınııııııf baaşkanııııı!

ÖĞRETMEN- Aferin arkadaşlar… Başkan, gel sen tahtaya bakalım! Sen bu konuyu çok iyi biliyorsun. Size ödev olarak verdiğim matematik problemlerini tahtaya yaz ve arkadaşlarına açıklayarak anlat! Ben gelinceye kadar durmak yok, tamam mı?

SINIF BAŞKANI - Peki öğretmenim, dediğinizi aynen yapacağım, siz hiç merak etmeyin!

ÖĞRETMEN- Sizlere güveniyorum çocuklar… (Başkana) Sen başla evladım!

SINIF BAŞKANI- ( Göğsünü kabartarak, hafif de kaşlarını çatarak, matematik kitabı elinde tahtaya geçer. Tebeşiri alır ve problemleri yazmaya başlar.)

ÖĞRETMEN- ( Bir zaman durup tebessüm ederek bu sahneyi seyreder ve sınıftan çıkar.)

 

II. BÖLÜM

 

(Öğretmenler Odası. Başköşede okul müdürü. Müdür beyin iki yanına doğru da öğretmenler sıralanmışlardır. Kısa süren bir sessizlik olur. Okul Müdürü, önündeki kâğıtlarla meşguldür. Derken matematik öğretmeni de gelir ve boş bulduğu yere oturur.)

 

OKUL MÜDÜRÜ- ( Başını kaldırarak) Herkes geldiğine göre, başlayabiliriz arkadaşlar… Bildiğiniz gibi, ilimize yeni bir vali atandı. Bu vali, eğitime çok önem veriyormuş. Bu yüzden de sürekli okulları teftişe çıkar, eksikleri yerinde görüp yardımcı olurmuş. Ama en sevmediği şey, öğrencilerin zayıf olmasıymış. Eğer öğrenciler sorduğu soruları bilemezse, o okullara karşı tavrı değişiyormuş… (Hasan hocaya dönerek) Hasan hocam, sayın valimizin sizin sınıfa gelmesi için gayret edeceğim. Malum, okulun en iyi sınıfı sizin sınıf…

(Hasan hoca, ileri çıkıp memnun bir şekilde başıyla onaylar, etrafını da şöyle bir süzer.)

OKUL MÜDÜRÜ- (Biraz telaşlı) Aman, Mehmet Emin Hocam, sakın sizin sınıfa gelmesin, yoksa  yandık!... (Kendinden bahsedilen kişi, en son içeriye giren matematik öğretmenidir.)

M. EMİN BEY- (Alınmış bir ses tonuyla) Ne münasebet efendim, benim sınıfım iyidir!...

OKUL MÜDÜRÜ- (Biraz alttan alarak) Hocam, alınganlık göstermeyin… Herkes biliyor sizin sınıfın ne kadar haylaz ve tembel olduğunu… (İki yana birden göz gezdirerek) Evet arkadaşlar, fazla vaktimiz yok, Vali bey bir saat sonra gelecek. Herkes elinden geldiğince, Vali beyi, Hasan Hocanın sınıfına yönlendirsin lütfen. Şimdi beni iyi dinleyin….

MEHMET EMİN BEY- (Suratını asmıştır. Olduğu yerde rahatsızlığını belli eder.)

(Okul Müdürü, anlatmaya devam ederken perde kapanır.)

 

III. BÖLÜM

 

(Vali bey ve yanındakiler içeri girerler. Arka taraftan gürültüler gelmekte, kızlı erkekli öğrenciler orada burada dolaşmaktadırlar.)

 

VALİ- (Şaşkın, kızgın) Okuldaki bu gürültü de ne demek oluyor?

M. E. MÜDÜRÜ- (Mahçup) Efendim, bütün öğretmenler toplantıdaymış, bu yüzden çocuklar sınıflarda gürültü çıkarıyorlar…

VALİ- Bu ne ciddiyetsizlik? Ders zamanı toplantı mı olurmuş?

M.E. MÜDÜRÜ- Herhalde sizin geleceğinizi haber almışlar, onun için toplantıya girmişlerdir efendim…

VALİ- (Sesini yükselterek) Olur mu öyle şey? Ben haber verilmesin demiştim, kim haber vermiş?

M.E. MÜDÜRÜ- Eee… şey… efendim, önceki gittiğiniz okuldan haber vermişlerdir muhakkak…

VALİ- Okul yıkılıyor yahu! Ne haylazmış bu okulun öğrencileri!

M.E. MÜDÜRÜ- Haklısınız efendim, ama daha çok küçük oldukları için durumu anlayamıyorlar.

VALİ- Disiplin yok bu okulda, disiplin… (Biraz dinler, ses gelmeyen tarafı işaret ederek) Şurda boş bir sınıf var galiba, hiç ses yok. Bari orada bekleyelim şu toplantının bitmesini…

(Kapıyı açıp girerlerken perde kapanır.)

 

IV. BÖLÜM

 

( Perde açıldığında, sınıfın girişinde, Vali Bey ve beraberindekiler görünürler. Girenler hayret ve şaşkınlıktan bakakalırlar. Bir öğrenci, tahtada problem çözmekte ve anlatmakta, diğer öğrenciler de tam bir ciddiyetle dinleyip not tutmaktadırlar.)

 

SINIF BAŞKANI- (Kapıda duranlara bakarak) Gördüğünüz gibi, ders işliyoruz, sonra gelin!

VALİ- ( Şaşkın, tereddütlü) Özür dileriz. Biz sınıfı boş sanmıştık da… Girebilir miyiz?

SINIF BAŞKANI- ( Kısa bir süre onları süzerek) Tamam, ses çıkarmadan, arka tarafa geçip oturun! Ama siz çok kalabalıksınız, sadece iki kişi gelsin!

 ( Vali Bey, M. E. Müdürünün kalmasını, diğerlerinin ise dışarı çıkmalarını işaret eder. Sonra da arka tarafa yürüyüp boş bir yere otururlar. Çocuk anlatmaya devam eder.)

VALİ- ( Yanındakine yüksek bir sesle) Hayret doğrusu, başlarında öğretmenleri de yok, ama diğer sınıfların aksine, nasıl da sessizce ders işliyorlar!...

M.E. MÜDÜRÜ- Evet efendim, gerçekten de çok takdir edilecek bir durum bu!

SINIF BAŞKANI- (Konuşmaları duyunca arkaya dönerek) Lütfen ders sırasında kendi aramızda konuşmayalım!

VALİ- (Bir kat daha şaşırmış olduğu halde) Özür dilerim, bir daha olmaz, lütfen dersinize devam edin!

SINIF BAŞKANI- (İyice gururlanmış ve gaza gelmiş bir şekilde devam eder. Problemler bitince de sınıfa dönerek) Arkadaşlar, anlamadığınız bir yer var mı?

( Kimseden ses çıkmaz. Vali Bey parmağını kaldırır.)

SINIF BAŞKANI- Evet, buyrun!

VALİ- Evlâdım, ben Kocaeli valisiyim, okulunuzu teftişe gelmiştim…

SINIF BAŞKANI- Madem Kocaeli valisisiniz, neden bizim okula geldiniz? Burası Konya, Kocaeli değil ki…

VALİ- ( Falso yaptığını anlamış bir tonda) Tekrar özür dilerim. Ben yeni Konya valisiyim, ama uzun süredir Kocaeli’nde görev yaptığım için ağız alışkanlığıyla öyle söyledim.

( Sınıf başkanı ve diğer öğrenciler hayretle onlara bakarken, okul müdürü ve öğretmenler açık olan kapıdan içeri girerler. Kısa bir süre çekingen öylece beklerler.)

VALİ- Gel bakalım müdür bey! Siz de gelin arkadaşlar!

(Başta müdür, arkada öğretmenler, saygılı bir şekilde içeri girerler.)

VALİ- Kim bu harika sınıfın kahraman öğretmeni?

OKUL MÜDÜRÜ- ( İyice şaşırmış bir halde, bir şeyler geveleyerek eliyle M. Emin Bey’i gösterir.)

VALİ- Tebrik ederim hocam! Bu kadar sınıf, öğretmenleri olmadığı için gürültü- patırtı içindeyken, sizin sınıf ders işliyordu. Üstelik bütün ders kurallarına da riayet ederek. Eserinizle ne kadar övünseniz azdır!

M. EMİN BEY- (Mahçup) Teveccühünüz efendim…

VALİ- Yok yok… Bunda eğip bükülecek bir taraf yok, öğrencilerinizi çok güzel yetiştirmişsiniz, tebrik ederim! Siz ve sınıfınız, bu övgüleri fazlasıyla hak ediyorsunuz! Değil mi arkadaşlar, değil mi müdür bey?

OKUL MÜDÜRÜ- (Şaşkın) Eee evet efendim, tabii ki, buyurduğunuz gibi… M. Emin Bey ve sınıfıyla biz de her zaman gurur duymaktayız efendim…

(Bütün öğretmenler, tebessüm ederek anlamlı anlamlı birbirlerine bakarlar.)

VALİ- Bu vesileyle birkaç cümle daha söylemek istiyorum arkadaşlar. Bu yavrularımız bizlere de bir ders vermiş oldular burada. Karşılıklı olarak aramızda tesis edilecek güven duygusunun, nasıl başarılı sonuçlar doğuracağını gösterdiler bu yavrularımız. Elbette arkadaşlar, hep beraber, elbirliğiyle bir güven toplumu inşa etmeliyiz. Öğretmenimiz, gerektiğinde, sınıfının yazılı kâğıtlarını dağıttıktan sonra, asla endişe etmeden çıkıp gidebilmeli. Riyakârlıktan, sahtekârlıktan, korkudan uzak bir güven ortamı oluşturabilmeliyiz. Ama bu, takdir edersiniz ki, burada bitmiyor. Aile fertleri bu güven ortamını sağlayabilmeli, toplum fertleri bunu sağlayabilmeli, idare edenle edilen bu güven duygusunu en üst seviyede gerçekleştirebilmelidir. Biz, tarihler boyunca, her alandaki başarılarımızı, birbirimizle kenetlenerek bütün dünyaya göstermedik mi? Bunu niçin bundan sonra da yapmayalım? Yapabiliriz arkadaşlar yeter ki gönlümüzü, sevgimizi, samimiyetimizi ve gayretimizi koyalım ortaya… Ben inanıyorum ki, öğretmen ve öğrencisi arasında çok kuvvetli bir ruh ve gönül bağı vardır. Öğretmenlerimiz, özlediğimiz Türkiye’nin en büyük inşacıları olabilirler. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum… (Bu sırada zil çalar.)

VALİ- (Okul Müdürü ve öğretmenlerle tokalaşıp gideceği sırada, birden geriye dönerek sınıf başkanının yanına gelir) Az kalsın, bir özür daha dilemek zorunda kalacaktım senden… Sayın öğretmenim, Allahaısmarladık (tokalaşır)! Gitmemiz için müsaade var mı? (Çocuk, başıyla onaylar.)

 

( Bir gülüşme gider, çocuk da tebessüm etmektedir.)

 

PERDE

 

NOT: Bu piyese konu olan olay, Konya’da, geçmiş yıllarda, bir okulumuzda gerçekten yaşanmıştır.

 

Piyes metni olarak; Ö. Faruk RECA’nın “Kahraman Öğretmenler” adlı kitabından uyarlanmıştır.

 

 

 


  Editör :  Rıdvan GÖK

2321 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 31 Puan Verildi
 Kaynak :  Ö. F. R.

 Kategori ¬ Biyografi

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 20
 Bugün : 79
 Dün : 95
 Toplam : 85736
 Ip No : 107.21.169.9
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 5.3504 5.3600
  Euro 4.7467 4.7782
 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.