Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
İktibas - AĞITIMIZ, TÜRKÜMÜZ BİR.. / Gülşah Nezaket MARAŞLI - Yeni Kalemler
   
 AĞITIMIZ, TÜRKÜMÜZ BİR.. / Gülşah Nezaket MARAŞLI

AĞITIMIZ, TÜRKÜMÜZ BİR.. / Gülşah Nezaket MARAŞLI
 Yazı Boyutu

 Tarih : 12.06.2011 - 20:17:38


Huzuru arıyorsam ve bu ülkede burnum bile kanamadan huzurla yaşamak istiyorsam, se­ninle anlaşmak zorundayım. Göz ren­gin, saç rengin, hatta derin bile benden farklı olabilir. ...

 

AĞITIMIZ, TÜRKÜMÜZ BİR… / Gülşah Nezaket MARAŞLI

Huzuru arıyorsam ve bu ülkede burnum bile kanamadan huzurla yaşamak istiyorsam, se­ninle anlaşmak zorundayım. Göz ren­gin, saç rengin, hatta derin bile benden farklı olabilir.

 
Dedim ya, her şeyin farklı olabilir benden. Giyinişin, yürüyüşün, yaşayın, fikirlerin... Yollarımız ayrı düşebilir belki de. Ama aynı coğrafyayı paylaşıyoruz seninle. Bir dine inanıyoruz. Ve tek bir Allah'a... Hatta aynı dua ola­bilir dilimizde. Ellerimizi aynı semaya açabiliriz. Bir safta, bir kıblede, bir secdededir alnımız. Tek bir yöne el bağlarız. Aynı Rabb'e yalvarırız. Ve dahi ay­nı Rabb duyar haykırışımızı.
 
Bugüne kadar farkettin mi hiç bilmem... Ama seninle ben aynı ülkenin gökyüzünü paylaşırız. Her gün seherle birlikte hiç bıkıp usanmadan yeniden doğan güneş, sevgi kadar sıcak olabilir. Her gece bir kandil misali gökte asılı duran ay, ikimize de gülümseyebilir. Hatta biz en derin uykuda iken, o gizlice perdelerimizden içeri süzülerek evlerimize girip, başucumuzda sabaha kadar nöbet tutabilir. Aynı yıldız göz kırpabilir hem sana, hem bana.
 
Mevsimleri de birlikte yaşarız biz. Yazları, kışları... O güzelim bahar hele bir geldi mi, gelin gibi süsledi mi kırları bayırları, ne senden esirger ne ben­den güzelliğini. Alımlı olur, bazen de nazlı. Yeryüzüne nakış nakış işlediği çiçeklerin o misk kokusu yayılınca etrafa, içimizde ne tarif edilmez duygular filizlenir. Sonra, sonbahar gelir, olanca bereketini toprağın tek bir zerresinden esirgemeden bırakıverir gökyüzünden yeryüzüne. Üzerimize düşen yağmur damlacıkları aynı buluttan inebilir. Ba­zen aynı şemsiyenin, ya da aynı saçağın altına girebiliriz.
 
Gökyüzü ile yeryüzü kardeştir benim ülkemde. Bulutlarla yıldızların, gü­neş ile ayın kardeş olduğu gibi. Taş ile toprağın, su ile balıkların, yol ile yokuşların kardeş olduğu gibi... İsimlerimiz farklı da olsa, seninle benim "kar­deş" olduğumuz gibi!
 
Her sabah işe giderken aynı yollardan geçeriz. Aynı taş takılır ayağımızın ucuna. Kaldırımlar taa uzaktan, gelişimizden tanır bizi. Ayak sesimizden çıkartır, o gün yine geç kaldığımızı.
 
Aynı marka cıgara içeriz biz. Aynı gazeteyi okuruz. Boğazımıza giren bir lokma ekmek aynı fırından, aynı işçinin ellerinden çıkabilir. Bu toprağın tahılını, sebzesini, meyvesini yeriz. Bu toprağın bereketiyle kazanırız rızkımızı. Zor kazanırız, az ya da çok kazanı­rız, ama sonuçta sana da bana da ikram eder nimetlerden. Dişimizden tırnağımızdan artıralım derken, bir de zam gelmeye görsün. Akaryakıta, şekere, çaya, ekmeğe... O zaman başlayıveririz; "Bu ülkenin siyasetçisine de."
 
Mizah anlayışımız bile aynıdır aslında. "Temel" ya da "Nasreddin Hoca" dendi mi, daha adını duyar duymaz başlarız gülmeye. Gereken dersi çıkarır, payımıza düşeni yüksünmeden alırız.
 
Hele spor söz konusu olduysa, bir de Avrupa'ya karşı oynuyorsak, aşarız, coşarız, yeri göğü inletiriz. Şimşekler çakar gönlümüzde. İliklerimize kadar sinen o milli heyecana kendimizi kaptırıveririz...
 
Hiç düşündün mü? Bizi yönetenleri bile birlikte seçeriz. Aynı günde ve saatte, belki de aynı sırada oy veririz. Benim seçtiğim sana göre, senin seçtiğin de bana göre yanlış olabilir. Ama saygı duyarız birbirimize. Sonuçta haklı olanın, dürüst olanın seçileceğine ve adaletin sağlanacağına inanırız.
 
Mahallemiz de birdir, semtimiz de bizim: Evlerimiz sırt sırta vermiştir belki de. Bahçelerimiz komşuluk edebilir. Asmam boynunu senin bahçene uzatıp ikram edebilir üzümünden. Belki benim kirazım senin toprağına, senin elman benim toprağıma düşebilir. Bilirim, sen de helal edersin, ben de ederim. Aslında kin de gütmeyiz birbirimize. Her ne kadar anlaşamıyor olsak da, kötü düşünmeyiz hakkımızda. Hatta rastlaşırsak sokakta, selam bile verebiliriz. Tanışmak önemli değil ki! Tanımasak da olur birbirimizi. Allah'ın selamını çok görmeyiz ya, bir merhabayı esirgemeyiz ya, budur önemli olan!
 
Çocuklarımız aynı sınıfta, bir sırada yanyana oturabilir. Oyun arkadaşlığı, yol arkadaşlığı yapabilir. Belki de sırdaş olabilir. Sana ya da bana anlatamadığını birbirlerine anlatıp dertleşebilirler.
 
Dedim ya, mahallemiz de bir, sem­timiz de bizim. Doğduğumuz yer de birdir belki de...
 
Hemşehriyiz biz gardaş!
 
Türkülerimizin kokusu aynı bağırdan, aynı yanık sesten çıkar. Ağıtları bizim yüreğimiz yakar, Gazeli yine biz okuruz. Bir aşık sen yetiştirirsin, bir aşık ben. Bir derviş senin diyarından çıkar, bir derviş benim!
 
Bilmez misin, aynı erenlerin duasını alırız. Sana ne kadar el açarsa bana da o kadar açar. Sana ne kadar yol gösterirse bana da o kadar!.. Ülkemizin her köşesine bizi ayakta tutan direkler gibi sıralanmışlar. Ölmekte değil onlar, yaşamaktalar!
 
Defterimizde aynı mertlik yazar, aynı yiğitlik yatar gönlümüzde. Cesurdur yüreğimiz, bükülmez bileğimiz. Bir bakışla korkudan sindiriveririz düşmanı. Engel de tanımayız, esaret de! Hasmımız da vardır, hısmımız da elbet. Yiğitliğin kamçısıdır der, geçeriz.
 
"Ben Anadolu çocuğuyum!" diye başlarız söze. Ovalıyım, yaylalıyım, ne farkeder? Ha sen şehirde doğrnuşsun, ha ben köyde. Aynı aşkla yanmaz mı yüreciğimiz?... Hele bir de sevdik mi, sevdalandık mı, ne sel durur önümüzde ne fırtına. İçimizde enginler coştukça dilimiz susar, göz görmez gönül seçmez olur. İçin için yanar, yandıkça erir, ama yine de kutsal bir emanet gibi kimseye sezdirmeyiz sevdamızı. Kalbimizin en derin, en gizli köşesinde belki senelerce saklarız. Ne el değer, ne bir göz. Ya muradımıza erer, ya mecnuna döneriz. Razıyızdır sonucuna, katlanırız. Aynı katlanmalar değil mi bu gardaş? Yüreğimizde hissettiğimiz bu coşku, aynı sevda değil mi?
 
Bilmez misin, bizim illerde hep ay­nı yöne akar dereler. Denizler coştukça coşar. Bir o yana, bir bu yana döndürür yatağında. Dalgalar çocuklar gi­bi köpük köpük oynaşır birbirleriyle. Gece olunca iki ışık görse, gelin gibi süsleniverir hemen binbir yakamozlarıyla. O bile içinde barınan canlılara merhametlidir, şefkatlidir de... Bir biz mi kırarız birbirimizi? Kalplerimiz bir ritimde atarken, vicdanlarımız aynı acıma hissi ile dolu iken, damarlarımızdaki kan aynı melodi ile çağlayıp akar iken, insan olmayla biz mi birbirimizi incitmek için yarışırız? Deniz deniz ol­mayla taşmasını da bilir, durulmasını da. Ya biz taşarız da, köpürürüz de... neden durulmayız gardaş! Ne alıp veremediğimiz var birbirimizle!.. Ne diye bu ülkeyi birbirimize zindan ediyoruz? Ne için, ya da kimin için böyle çatışıyor, birbirimize tahammül edemiyoruz.
 
Bu vatanı kurtarmak icin vuruşan şehitler, hep senin ve benim icin canlarını feda etmediler mi? Bizim ve çocuklarımızın rahatça, hür bir şekilde yaşayabilmemiz için cepheden cepheye koşmadılar mı? Senin ve benim dedelerimizin cephelerde omuz omuza savaştığını, biri vurulduğunda diğerinin onu günlerce sırtında taşıdığını anlatmadılar mı hiç sana.
 
Ne olursa olsun, sonuçta aynı dili, aynı dini, aynı toprağı ve vatanı paylaşıyoruz. Hepsinden geçtim... Ama ay­nı bayrağın altında gölgeleniyoruz. İşte sırf bunun için sen benimle, ben de seninle anlaşmak zorundayız. Siyasi partiler birbirleriyle anlaşmak zorunda. Sağcılar solcularla, öğretmen öğrencisiyle, şehirliler köylülerle, politikacılar halk ile, patron işçisiyle anlaşmak zorunda...
 
Çünkü... Nereye giderseniz gidin, dünyanın hiç bir yerinde başka Türkiye yok!...

 

 


  Editör :  Rıdvan GÖK

1020 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 20 Puan Verildi
 Kaynak :  Kültür Dünyası

 Kategori ¬ İktibas

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 2
 Bugün : 34
 Dün : 103
 Toplam : 165311
 Ip No : 18.204.2.190
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

Bilgilere Geçici Olarak Ulaşılamıyor.

 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.