Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Biyografi - Metafizik ve sanat / MEHMED NİYAZİ - Yeni Kalemler
   
 Metafizik ve sanat / MEHMED NİYAZİ

Metafizik ve sanat / MEHMED NİYAZİ
 Yazı Boyutu

 Tarih : 01.12.2009 - 21:00:22


İnsanı diğer canlılardan ayıran en belirgin husus herhalde merak unsurudur. Çocuğun her gördüğünü sorması gibi, idrak sahibinin de meşguliyet alanı onu kuşatan fenomenlerdir.

 

Metafizik ve sanat / MEHMED NİYAZİ

 

İnsanı diğer canlılardan ayıran en belirgin husus herhalde merak unsurudur. Çocuğun her gördüğünü sorması gibi, idrak sahibinin de meşguliyet alanı onu kuşatan fenomenlerdir. İnsan belki de hiçbir zaman çözemeyeceğinin farkında olduğu soruyu kendine sorar: Ben kimim? Nereden geliyor, nereye gidiyorum? Yaşadığım evren nedir? Bu akıl almaz kombinezon nasıl ortaya çıktı?..

Elde ettiğimizi kaybetmeye mahkum olduğumuzu bildiğimiz halde, bu karanlık dünyada neden mutluluğu arıyoruz? Fani olan bir şeyle mutlu olunamayacağını bilen, bunun ebedi ve ezeli özlü, yani ilahi kaynaklı olduğunu idrak eder. Mutluluk ilahi kaynaklı ise neden gözümüz başka yerde?.. Bu ve benzeri sorulara cevap bulduğumuz zaman huzura kavuşacağımıza inanırız. Bunun için de bütün bu soruların cevabının insan şahsiyetinde gizli bulunduğuna kani olduğumuzdan onu analiz etmek baş meselemiz haline gelir.

İnsanın biyolojik yapısını anlamakta tıp ilmine, ruh yapısının giriftliğini çözmek için psikoloji bilgisine, vicdanını ve telakkilerini değerlendirmekte ahlakçının iç müşahedesine, ilahiyatçının görüş açısına, sanatçının sezgisine ihtiyaç var. İnsan üzerindeki bu çok cepheli araştırmayı mahiyeti ve işleniş tarzına bakarak ilim ve sanat başlıkları altında topluyoruz. Gözlem ve değerlendirmeye dayanan ilim, insanın biyolojisini, ahlakını, metafizik dünyasını araştırarak bilgilerimizi eleştirir ve derinleştirir. Sanat, duyu verilerine dayanır, estetiği de bünyesinde taşıdığı için din ve ahlakı da ilimle paylaşır.

Sanat, insanın tabiatı, hayatın gerçeğidir. İnsanı yönlendiren, hayatı yoğuran duygular olduğuna göre, rahatça sanatın ruhi bir özellik taşıdığını söyleyebiliriz. Duygu, tavır ve davranışların kaynağı vicdandır; vicdanı analiz edilmeden bir kişinin romanı, hikâyesi, şiiri yazılabilir mi? Vicdanı dokuyan en önemli unsur da metafiziktir. Dolayısıyla sanatın metafizikle başladığını söyleyebiliriz.

Aslında metafiziksiz bir hayat söz konusu olamaz; insanın uzun macerası bize göstermektedir ki sadece akılcılık (rasyonalizm) onu tatmin etmemiş, kendisini aklın ötesine yükseltebilecek bir duyguya devamlı sahip olmuştur. Bu açıdan bakınca "Sanat, sanat içindir" ifadesi yanlış değilse de, en azından eksiktir. Evet, sanat gaye ve ilkelerinden koparılıp bir ideolojinin veya düşüncenin emrine sokulmamalıdır; böyle bir hususa başvurulursa, yapılan şey sanat olmaktan çıkar, propaganda amacına dönüşür. Fakat hemen belirtmek gerekir ki, sanat da tamamen amaçsız değildir; o bize hayatı tanıtırken, aynı zamanda onu derinleştiren ve yaşanmaya değer hale getiren erdemin ne olduğunu da anlatır. Hayatı soylu kılan erdemdir; ondan sıyrıldığı ölçüde hayat hayvanileşir.

Ferdi şahsiyete kavuşturan unsurların başında ahlak bulunur. Ahlaki değerler dinî kaynaktan kopunca, sadece bir alışkanlığa dönüşür. Çok geçmeden anlamsız alışkanlıklar topluma yük haline gelir; bu yükten kurtulmak isteyen toplum onu sırtından attığı ölçüde özgürlüğe kavuştuğunu zanneder. Ve sonra hayatı kuralsızlaşır. Kuralsızlığın diğer adı kargaşadır. Toplumun, sürüklendiği bu kaostan kurtulması yeni kuralların konulmasına bağlıdır. Fakat bu kuralların dinî temeli yoksa onlar da toplumda yük olarak telakki edilir. Bu da gösteriyor ki metafizik, toplumun olmazsa olmaz şartıdır. Bundan dolayı edebiyatçı toplumun geleceğinden de kendisini sorumlu hissettiği için dini canlı tutmayı görev bilmelidir; ama bu görevi ifa ederken eserini dinin propagandası haline dönüştürmemelidir; çünkü her türlü propaganda gibi, o da ürününü katleder. Ciddi, sorumluluğunun idrakinde olan bir yazar, belli bir din şuuru taşıdığı halde, onu öne çıkarmayıp varlığını eserinin tamamında sezdirir.

Ne yazık ki çoğu yazarlarımız için din ihtiyarlara ve köylülere mezarlıklarda lazımdır. Oysa hayatın eskimezliği metafizikte gizlidir; onun özü aynıdır, görüntüsü her çağa farklı yansır. Bunu idrak etmeden sanat yapmak, temmuz ayında dondurmadan Rodin'in heykelini yapmaya benzer. Emeğe yazık.


  Editör :  Rıdvan GÖK

112 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 7 Puan Verildi
 Kaynak :  zaman

 Kategori ¬ Biyografi

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  RAMAZAN-I ŞERİFİNİZ KUTLU OLSUN...  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

 
 Köşe Yazıları

Nur YILMAZ

Nur YILMAZ ¬
YETİM YAVRUM

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
ZAMAN ONA AKIYOR

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Harfsiz Cevaba Harfsiz Soru Gerek..

Özkan KARACA

Özkan KARACA ¬
İstanbulda Kimsesiz
 
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
MASAL / Z. Betül BIYIK MASAL / Z. Betül BIYIK
Dünle uyur/ Günle uyanırdık/ Rengârenk sever/ Dupduru ağlar/ Gözü kara bakardık... ...

Dursa diyordun işte durdu zaman / Ali ÇOLAK
Irmak şarkıları / A. Ali URAL
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 1
 Bugün : 36
 Dün : 34
 Toplam : 15253
 Ip No : 38.107.191.84
     

 
 Son Eklenenler
 
 Popüler Metinler
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.4994 1.5066
  Euro 1.9241 1.9334
 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.