Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
İktibas - Nakkaşın yolu Tiflisten geçti / Nazan BEKİROĞLU - Yeni Kalemler
   
 Nakkaşın yolu Tiflisten geçti / Nazan BEKİROĞLU

Nakkaşın yolu Tiflisten geçti / Nazan BEKİROĞLU
 Yazı Boyutu

 Tarih : 09.08.2009 - 20:59:50


Kumaşının ipliğinin doğudan olduğunu bileli beri Nakkaşın yordamı gibi yolu da o yöne çevrili. Ne olduğu henüz kestirilemeyen bir maceranın izini sürerken Nakkaş, bir ırmak vadisinin iki yamacına kurulmuş Eski Tiflisten geçti.

 

 
Nakkaşın yolu Tiflis'ten geçti / Nazan BEKİROĞLUAZAN BEKİROĞLU

Kumaşının ipliğinin doğudan olduğunu bileli beri Nakkaşın yordamı gibi yolu da o yöne çevrili. Ne olduğu henüz kestirilemeyen bir maceranın izini sürerken Nakkaş, bir ırmak vadisinin iki yamacına kurulmuş Eski Tiflis'ten geçti.

Dantel saçaklar, sütunlu ahşap balkonlar, kervanı gitmiş hanı kalmış saraylar. Tozlu yollar, XIX. asırlar. Bir deve kervanına yükünü yükleyen tacir pazarını burada mı açmıştır? Burada mı yürümüş, burada mı konaklamıştır? Öyle ya, eski zaman sadece müstesna mekânlardadır, an sadece orada yakalanır. Her şey orada anlaşılır.

Nakkaş orada anladı bütün eski şehirlerin farklı planlar üzre kurulmuş olsa bile birbirine benzediğini. İkindi güneşinin altın parıltısında yüzen vadilerin hep aynı zamanlarda tebessüm ettiğini. Köprülerin sadece iki yakayı değil dünü de bu güne bağladığını. Ama cephesi gösterişli, odaları salonları bomboş sarayların azametleri yerinde dursa da unutulmuş bir dilden ötürü susmaya mecbur kaldığını.

O eski şehirlerde sırtlarını bir yamaca yaslayan evler birbirinin önünü kesmezken yeni şehirlerin daha muhteris, daha fazla görmek isteyen gökdelenlerle baş diktiğini. Ama akıbet bir gökdelenin, önüne dikilen başka bir gökdelenle gölgelendiğini, perdelendiğini. Eski şehir tebessümünde hüzn ederken yeni şehirlerin bir kan ağlayıştan gayrine takat yetiremediğini. İlle de tarihî garı yıkılmışsa bir şehirden trenler geçse de geçmediğini.

İki nehrin her coğrafyada benzer bir ihtişamla birleştiğini. Aynı kıyameti biri sessiz öbürü telaşe, biri boz bulanık diğeri mavi, sürdürüp gittiğini. Kalp aydınlığının en fazla da zamansızlık hatasını kaldırmadığını. Kalpler kilit bağlarken acıyı ancak taşların sızdırdığını, şefkate ancak ağaçların durduğunu.

Orada anladı Nakkaş, cümlelerin bir şehre girerken, onu tanırken değil en fazla ondan ayrılırken sökün ettiğini. Tiflis'te son gün ayrılık vaktinin geldiğini. Gitmek vakti gelince yolcu yolunda gerektiğini. Nehirle aynı yönde girilen şehirden bu kez ters istikamette ilerleyerek çıkılır. Geldiğiniz yoldan geri dönerken, siz olmazsanız onlar da olmaz zannettiğiniz her şey aslında yerli yerinde durur.

Böyle bir coğrafyada insan ister istemez yabanıl doğasına döner. Kafkas dağlarının ardında Nakkaş saçlarını doğulular gibi örüp teni güneşte o denli yansa da. Dizleri nasır gözleri tuz bağlasa da. Tırnaklarının arası kum dolup elleri kanasa da. Dünya yüzünde her şeye yakıcı bir geçicilik kahredici bir yabancılık katıldığını, bu sezgiyle anladı, insanın nere olsa da aynılığını. Alfabeler ne kadar taassupla kendileri olarak kalmaya çabalasa da elif'ten başlayarak her harfin ortak bir mazide buluştuğunu.

Öyle ki yetmiş iki millet birbirine seslenirken neredeyse diller birbirlerine tam da koptukları yerden yeniden eklemlenecek, ta başa, Âdem'in getirdiği kelimelere, kurduğu cümlelere dönecek. Dilden dile kelimeler atlarken Babil kulesinden kopan fiiller birbirine ha döndü ha dönecek.

Yâ Nakkaş! Biraz gez, dünyanın hiç kimsenin olmadığını anlarsın. Nereye kök salsan bir başkalık bir yabancılık taşıdığını. Nereye adım atsan sona kaldığını. O zaman anlarsın Âdem'den bu yana bu yer'li olmadığını. O ilk adımın hatırası yerli yerinde bu kadar taze dururken neyi neresinden kurcalasan arkasından bir iğretilik bir sonradanlık çıkacağını. Mülkün Gerçek Sahibi bu kadar zahirken, toprak üzerinde kimsenin kimseye öncelik hakkı bulunmadığını, sadece bazılarının biraz erken geldiğini bazılarınınsa biraz geç kaldığını.

 

 


  Editör :  Rıdvan GÖK

462 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 4 Puan Verildi
 Kaynak :  ZAMAN

 Kategori ¬ İktibas

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  SEVGİLER HARMAN OLDU isimli kitap Tes-İş Sendikası Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesitarafından bastırılarak yayınlanlanmış ve dergimizin editörü Rıdvan GÖKe ithaf edilmiştir...  

  YENİ KALEMLER DERGİMİZE YAZILARINIZI BEKLİYORUZ....  

  Bu millet sanatla edebiyatla düşürüldü, yeniden onunla kalkacak ayağa. (F. Gemuhluoğlu)  

 
 Köşe Yazıları

Rıdvan GÖK

Rıdvan GÖK ¬
SEYİR DEFTERİ

Aytaç AYDIN

Aytaç AYDIN ¬
Gölgeyi değil gölgeyi düşüreni düşünmek..

Doğan KARA

Doğan KARA ¬
ŞAH-I MÜMECCED RESUL-İ EKREM EFENDİMİZ

FUAT TURKER

FUAT TURKER ¬
Nefes Alan Sabah...

ABDÜSSAMED KOÇER

ABDÜSSAMED KOÇER ¬
İSTANBULA MEKTUP bir babanın duygu esitileri...

Mehmet ALTUNTAŞ

Mehmet ALTUNTAŞ ¬
BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Gonca Gül USTAOĞLU

Gonca Gül USTAOĞLU ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Metin Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Metin Eklenmedi.
Bu Ay içinde Metin Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 4
 Bugün : 147
 Dün : 273
 Toplam : 127068
 Ip No : 35.170.75.58
     

 
 Son Eklenenler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Metinler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

Bilgilere Geçici Olarak Ulaşılamıyor.

 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 

 



 
 

   © Copyright - 2009- Yeni Kalemler - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.